Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Antisosyal Kişilik Bozukluğu

Empati yokluğu ve bununla ilişkili olarak başkalarının haklarına tecavüz, tekrarlayan suçlar, pişmanlık duymama ve suçun sonuçlarından ders çıkarmama, yüzeysel ve gerçeklikten uzak her türlü manipülatif davranışlar, dürtüsellik, saldırganlık gibi durumların eşlik ettiği dikkat çekici düzeyde sorumsuz yaşam tarzı ile karakterize kişilik örüntüsünün klinik olarak anlam kazandığı bir patolojidir. On beş yaş öncesinde davranım bozukluğu olmasıyla on sekiz yaşında tanısı konulabilmektedir. DSM-5’e göre antisosyal kişilik bozukluğu ile psikopati, sosyopati ve disosyal kişilik bozukluğu eşanlamlı olarak değerlendirilmektedir. Antisosyal kişilik bozukluğu tanısı alan bireylerin diğer kişilik bozukluğu olan bireylerden çok daha fazla suç işledikleri ve toplum açısından çok daha belirgin bir şekilde süreğen bir tehlikelilik oluşturdukları bilinmektedir. (Yıldırım & Türeli, 2015)

Yapılan birkaç çalışmadan bahsedelim.

  • Davranış bozukluğu olan 22 ergen kız olgunun yaş eşleştirilmiş kontrol gruba göre bilateral anterior insula ve sağ striatal gri cevher hacminde istatistiksel olarak anlamlı azalma tespit edilmiştir.
  • Antisosyal süreç tarama aracıyla antisosyal özellikleri olduğu tespit edilmiş 7 ila 23 yaş arası 298 çocuk ve ergen üzerinde gerçekleştirilen çalışmada olgulara farklı yaş dönemlerinde 1 ile 6 defa MRG incelemesi yapılmıştır. Kontrol grubuna göre bu olgularda bilateral anterior orta frontal giruslarda daha belirgin olmak üzere, bilateral presantral girus medial kesimleri, bilateral postsantral girus ve superior parietal kortekste istatistiksel olarak anlamlı ölçüde kortikal incelme saptanmıştır. Olgu yaşı ve gelişim süreci ile kortikal incelme arasında anlamlı ilişki gözlenmemiştir.

  • Hatta otuz yedi erkek ergen olgu ile yapılan bir çalışmada ise televizyon ve görsel medyada daha sık vahşet görüntülerine maruz kalmış çocuklarda maruziyet süre ve yoğunluğu ile orantılı olarak inferolateral orbitofrontal korteks gri cevher dansitesinde azalma tespit edilmiştir. Bu süreç sonucunda ergenlikte sosyoemosyonel işlevsellik kaybı gelişebileceği iddia edilmektedir. (Yıldırım & Türeli, 2015)
  • Davranış bozukluğu tanılı 14, dikkat eksikliği hiperaktivitesi olan 18 ve 16 kontrol erkek çocukta yapılan fMRG çalışması sonucu davranış bozukluklu olgularda diğer iki gruba göre insula, hipokampus ve serebellumda azalmış aktivasyon ve orbitofrontal kortekste disfonksiyon saptanmıştır.

Ayrıca antisosyal kişilik bozukluğu olan hastalara madde bağımlılığı da eşlik ettiği bilinmektedir. Hem madde bağımlısı hem antisosyal kişilik bozukluğu olan ergenlerin karar vermeyle ilgili bir çalışmada orbitofrontal ve dorsolateral prefrontal kortekste, anterior singulat, bazal ganglia, insula, amigdala, hipokampus ve serebellum aktivasyonunda normal kontrol gruba göre istatistiksel olarak anlamlı azalma saptanmıştır. Orbitofrontal korteks ve kaudat aynı zamanda hata tahmini için kritik yapılar olup bir uyaran sonucu ödül ya da ceza ihtimallerinin öğrenilmesi sürecine yardımcı olur. Bu olgularda kazanç/kayıp risk değerlendirmesi mekanizmalarında anomaliler tespit edilmiştir; kazanma sırasında anterior singulat ile temporal bölgeler ve serebellumda belirgin olarak kontrollere göre daha az aktivasyon ve kaybetme sırasında orbitofrontal korteks, dorsolateral prefrontal korteks, beyin sakı ve serebellumda kontrollere göre anlamlı derecede artmış aktivasyon gözlenmiştir. Bu nedenle antisosyal olguların tehlikeli, aşırı ve sürekli yüksek riskli aktivitelerde bulunabilecekleri öne sürülmüştür. (Yıldırım & Türeli, 2015)

Amigdala herhangi bir tehdite karşı yanıt vermekte, ventromedial frontal korteks ise verilen cevabın düzenlenmesinde görev almaktadır. Post-travmatik stress bozukluğu olgularında amigdala yanıtı azalmışken antisosyal olgularda belirgin artmış olduğu gözlenmiştir. Buna bağlamda psikopatinin duygudurum ve anksiyete bozukluklarına karşı koruyucu etkisi alabileceği iddia edilmiştir. Antisosyal olgularda acımasızlık, bencillik, yanlış karar verme, hatalardan ders almama ve tekrarlama gibi özellikler bazal ağ disfonksiyonuna bağlıdır. Ayrıca antisosyal özellikler ile sağ orbitofrontal korteks, sol dorsolateral prefrontal korteks ve sağ anterior singulat kortekste fonksiyon anomalileri arasında ilişki saptanmıştır. (Yıldırım & Türeli, 2015)

Bu sonuçlara göre tarihten bugüne bu tip hastaların ‘‘doğuştan suçlu’’ olduğu düşüncesi destek bulmuştur. Suçluların ortak birtakım fiziksel özellikleri olduğu ve hatta bazı ırkların suça daha meyilli olduğu fikirleri “bilimsel” çevrelerde dahi kabul görmüştür. Tarihsel açıdan bakıldığında, nörogörüntüleme çalışmaları bize antisosyal kişilik bozukluğunun organik bir mental bozukluk olduğunu göstermiştir. (Yıldırım & Türeli, 2015)

Kaynakça

Yıldırım, A., & Türeli, D. (2015). Antisosyal Kişilik Bozukluğunda Nörogörüntüleme. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 98-108.