Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Benlik-Beyin İlişkisi

Benliğin tam bir tanım olmasa da duygular, düşünceler, kişilik, anılar, korkular ve sevinçler, inançlar, kültür, fiziksel beden ve sosyal çevre gibi pek çok yapıdan oluştuğu bilinmektedir. Birden fazla bileşene sahip olduğu için üzerinde çalışması ve bedenin ve beynin tam olarak neresinde yer aldığını bilmesi zor bir alandır. Ayna Testi, 20 Cümle Testi gibi pek çok yöntemle ölçülen benlikte; yapılan çalışmalarda bebeklerin dahi doğuştan itibaren bir benlik bilgisine sahip olduğu ortaya konulmuştur. Çocuklarla ve yetişkinlerle yapılan çalışmalarda benliğin nerede olduğu sorusuna insanlar genelde kafalarının içinde gözlerinin arkasında bir yerlerde olduğu cevabını vermişlerdir.

Bu cevap kısmen doğru olsa da hala tam olarak kanıtlanamamış ve üstünde çalışılmaktadır. Benlik konusu William James’ten bu yana sosyal psikoloji, felsefe ve sinirbilim dallarınca araştırılmaktadır. Bu yazıda benlik sinirbilim bakış açısıyla ele alınacaktır.

Benlik; düşünce, duygu ve anıların toplamı ise ilk kaçınılmaz gerçek onun beyinle bağlantılı olmasıdır. Benliğin beyne bağlı olduğuna dair en güçlü araştırmalar yaşlılık, kaza, hastalık ve/veya uyuşturucu gibi nedenlerle beyinlerinin bir bölümü zarar görmüş kişiler üzerinden yapılan çalışmalara dayanmaktadır. Burada sayılan nedenlerden dolayı beyinleri zarar görenlerin kişilikleri öyle değişmektedir ki, eskisinden tamamen farklı benliklere sahip olabilmektedirler. Burada benlik adında birleşik bir yapı olduğu kabul edilse ve benliğin beyinle alakalı olduğu bilinse bile beynin tam olarak neresinde olduğu ya da hangi beyin yapılarının benliğin yaratılması için önemli olduğu bilinmemektedir. Bu da benliğin yerinin bir sorunudur.

Yapılan klinik, deneysel ve beyin görüntüleme çalışmaları ile benliğin yaratılmasında sağ yarım kürenin özel bir rol oynadığı bulunmuştur. Sağ yarım küreye uygulanan anestezinin kendini tanıma bozukluğuna yol açtığı yapılan çalışmalarda ortaya konulmuştur. Fakat bu, benliğin sağ yarım kürede bulunduğu anlamına gelmemektedir. Aynı zamanda kendini tanımada önemli olan beynin iki alanı medial prefrontal korteks (MPPC) ve medial posterior parietal kortekstir (MPFC). Sosyal bilgi edinme sırasında MPFC görece daha aktifken ve sosyal dönemde kendini tanımada MPPC görece daha aktiftir.

Ayrıca yapılan fMRI çalışmalarında benliğin sinirsel olarak işlenmesinde beynin orta hattında yer alan perigenual anterior singulat korteks (PACC), ventro ve dorsomedial prefrontal korteks (VMPFC, DMPFC), supragenual anterior singulat korteks (SACC), posterior singulat korteks (PCC) ve precuneus içerdiği bulunmuştur.

Son olarak insanları diğerlerinden ayıran yegane şey olan belleğin de benlikle alakalı olduğu bilinmektedir. Nöronlarındaki bazı dejenerasyonlardan dolayı yeni anı üretemeyen, yani semantik ve epizodik bellekleri sıkıntılı olan Korsakov sendromu hastalarının ve uzun süreli belleği etkileyen Alzheimer hastalarının yılllar yılı benlik ve kişiliklerindeki değişmeler de benlik-bellek ilişkisine örnek verilebilir.

Buna göre kısaca benlik denen bir yapının olduğu ve beyinle alakalı olduğu bilinse de; beynin tam olarak neresinde yer aldığı hala araştırılmaktadır.

Hazırlayan: Şerife Beyza SOYSAL

Kaynakça:

Bruce, H. (2014). Benlik Yanılsaması. (E. Özdemir, Çev.). Ayrıntı Yayınları.

Feinberg, T. E. ve Keenan, J. P. (2005). Where in the brain is the self? Consciousness and Cognition 14(4), 661-678.

Northoff, G. (2013). Brain and self – a neurophilosophical account. Child Adolesc Psychiatry Ment Health 7(28).

Pfeifer, J. H., Lieberman, M. D. ve Dapretto, M. (2012). “I know you are but what am I?!”: Neural bases of self- and social knowledge retrieval in children and adults. J Cogn Neurosci 19(8), 1323-1337.

Şerife Beyza Soysal
Hacettepe Üniversitesi psikoloji bölümü 3. sınıf öğrencisidir. İlgilendiği alt alanlar klinik nöropsikoloji, evrimsel ve adli psikoloji. İleride yurtdışında çalışmayı hedeflemektedir.