Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Beyin ve Zekanın Gelişimi

Sinir sisteminin evrimleşmesinin ana nedeni çevreye uyum sağlama gerekliliğidir. İnsan belirli bir seviyede çevresine bağımlı değildir. Örneğin kutuplarda donmadan yaşayabilir ve okyanuslarda boğulmadan seyahat edebilir. Fakat insan dışındaki canlılar bu yeteneğe sahip değildir. İnsan çevresini değiştirebilen bir canlıdır. Çevresine uygun değişiklikler yapma davranışını hayvanlarda da görüyoruz; örnek olarak kunduzların akarsu kıyılarında setler yapmasını düşünebiliriz. Fakat hayvanların çevrelerinde değişiklik yapmaları, içgüdü ile gerçekleştirilen, nesiller boyunca sabit olan, kalıtımla getirdikleri davranış kalıplarıdır. İnsan ise zekayla çevresinde yeni değişiklikler ortaya koyabilen tek canlıdır.

Gelişmiş beyin ölçütlerine bakacak olursak, gözümüze çarpacak ilk madde beynin hacim bakımından artmasıdır. Fakat insan beyninin ortalama 1,5 kilo ve fil beyninin ortalama 5 kilo olduğu bilgisini göz önünde bulundurursak, gelişmişliğin beynin hacmiyle alakalı olmadığını anlayacağız. Ancak beyin ağırlığı ile beden ağırlığı arasındaki orana bakacak olursak anlamlı bir sonuç elde edebiliriz. Bir başka gelişme ölçütü, beyindeki sinir hücrelerinin (nöronların) sayısındaki birikim olabilir. Köpeklerin nöron sayısı 4 milyon olurken insanda 100 milyardan bile fazladır.

Bir başka gelişme ölçütünden daha söz etmek gerekiyor: Kıvrımlar. Beyin önce (örneğin balıkta) düz olduğu halde, gitgide kırışmış, kıvrımlar oluşturmuştur. Böylece kafatası büyümeden sinir hücrelerinin sayısının artması olanağı doğar. Kıvrımlar büyük bir alan yarattığı için sinir hücrelerinin artmasına olanak verir. Tüm bu birikimler, yüksek memelilerde ve insanda yeni bir nitelik sıçramasına, zekaya dönüşüyor. Zeka da çevreyi kontrol edebilme, çevreye egemen olabilme ve çevreyi değiştirebilme becerilerinin gelişmesine olanak sağlıyor.

İnsan beyni evriminin kronolojik ve türlere göre grafiği

Canlı evrim skalasında yükseldikçe yeni oluşan beyin yapıları, daha eski, daha alt yapıları egemenliği altına alır, onları kontrol eder. Böylece daha basit canlılarda daha alt yapıların yönettiği faaliyetleri daha yüksek canlılarda giderek artan derecelerde bu yeni ve üst yapılar üstlenir, bizzat üstlenmediği faaliyetleri de koordine eder, kontrol eder. İşlevsel açıdan giderek bu yeni yapıların egemen olması olayına “ansefalizasyon” denir.

Evrim içinde zaman bakımından en son gelişen beyin yapıları hemisferlerdir (beyin yarım küreleri). Beynin en dışında hemisferleri kaplayacak şekilde yer alan gri madde “korteks” ya da “beyin kabuğu” denir. Korteks başlangıçta düz olduğu halde, daha gelişmiş canlılarda giderek kırışmaya, kıvrım kıvrım olmaya başlar. Bu kırışıklıklar beyin yüzeyinin içine doğru bükülerek korteksin alanını genişletir, böylece korteksi oluşturan nöronların sayısı çok artabilir.

Beynin evrimi sonucunda beyin yarım küreleri ve beyin kabuğu en son gelişmiş olmakla kalmaz, evrim devam ettikçe beyin kabuğu içindeki fonksiyonlar da daha çok uzmanlaşır, duyguların ve davranışların çeşitli yönleriyle ilgili özel alanlar ortaya çıkar; bunları birleştirerek daha üst düzeyde işlemleyen asosiyasyon alanları gelişir.

Hazırlayan: Yasemin Sarıpınar

Kaynakça

Öktem, Ö. (2016). Beynin ve Zeka’nın Gelişmesi. Ö. Öktem içinde, Davranışsal Nörofizyolojiye Giriş (s. 8-9). İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri.