Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Bildiklerimizi Sevdiğimizde – Güzelliğin ve Aşinalığın Parametrik bir fMRI Analizi

Bir kitaptan veya bir şiirden zevk alan herkesin onaylayacağı gibi; edebiyat ve şiir, estetik duyguları ortaya çıkarma potansiyeline sahiptir. Antik geleneklere yani retorik ve şiirselliğe, Yunan ve Roma antik çağına (Aristoteles, Quintilian vs.) ve 18. yüzyılda kurulan felsefi estetiğe (Baumgarten, Burke, Kant vs.) kadar uzanan belirli disiplinlere tabidirler. Önceki nörogörüntüleme çalışmaları görsel sanatın, soyut geometrik desenlerin, yüzlerin, mimarinin veya dans hareketlerinin estetik algısını araştırmıştır. Bilindiği kadarıyla makalenin yayımlandığı tarihte, görsel sanatların nöroestetiği alanında yapılan bir çok çalışma bulunmasına rağmen, edebiyat veya şiirin estetik yargılarının sinirsel ilişkilerine bakan hiçbir çalışma bulunmamaktadır.

Sunulan makalede, yazılı metin materyali üzerinde örtük bir estetik yargıya dahil olan bölgeleri belirlemek ve bunu diğer modalitelerden önceki bulgularla karşılaştırmak amaçlanmıştır. Tek bir boyuta odaklanmak yerine iki parametrenin (güzellik ve aşinalık) etkilerini araştırarak genişletilmiş bir paradigma sunulmuştur. Aşinalık boyutu seçilme nedeni; bir uyarıcıyla ilgili önceki deneyimin, estetik yargılardaki bireysel farklılıkların ana belirleyicilerinden olmasıdır. Çoğu durumda aşinalık ve güzellik yargıları birbirine yaklaşmaktadır: İnsanlar bildiklerini beğenme eğilimindedir. Yine de; daha önce hiç görmediğimiz güzel bir şeyi hemen diğerlerinden ayırt edebiliriz ve birçok kez görmemize rağmen, pek sevmediğimiz sanat eserleri bulunabilmektedir. Bununla beraber, araştırmacılar sunulan çalışmada farklı türdeki atasözleri ve retorik olmayan cümlelerin okunması sırasında post hoc güzellik ve aşinalık derecelendirmelerinin BOLD tepkisi üzerindeki parametrik etkisini araştırdıkları önceki verilerin analizini de yeniden sunmaktadırlar.

Şimdiye kadar tartışılan çalışmaların çoğunun aksine, mevcut deneyin tasarımında katılımcılardan açık bir estetik muhakemede bulunmaları beklenmemiştir. FMRI seansı sırasında açık derecelendirme görevlerinin seçilmesinin nedeni, muhtemelen katılımcıların öğelerin estetik niteliklerine odaklanmalarını sağlayarak etkiyi güçlendirmek ve birçok süreç olmasına rağmen sanata özgü niteliklerin yorumlanması ve değerlendirilmesinin daha yüksek bilişsel aşamalarına katılmalarını sağlamaktır. Ancak estetik deneyimi etkileyenler örtüktür ve bilinçlendirilmesi gerekmez. Açık estetik yargıları modellerken, aktivasyonların estetik bir deneyimle mi yoksa sadece bir yargıya varmaktan mı kaynaklandığına karar vermek zordur. Mevcut tasarımla elde edilen veriler, yargılama nedeniyle yapay öğeler içermez.

Bulgular; görev açık tercih değerlendirmesini içermese bile, kendiliğinden estetik değerlendirmenin sessiz okuma sırasında gerçekleştiğini göstermektedir. Bulunan bölgeler, daha önce diğer yöntemlerde estetik değerlendirme için bulunan bölgelere kısmen karşılık gelmektektedir. Görsel kortekste olmasa da, sağ kaudat çekirdekte, ön singulatta ve serebellumda az da olsa güzel uyaranlara yönelik parametrik yanıtlar belirlenmiştir. Bu farklılıklar, uyarıcı modalitesi (cümleler ve resimler) ve derecelendirme zamanı (tarama sonrası derecelendirmeye karşılık, anlık olarak tercih derecelendirme) ile ilgili olabilir. Genellikle birbiriyle karıştırılan iki parametre olan güzelliği ve aşinalığı parametrik olarak modelleyerek, bu etkiler çözülmeye başlanmıştır. Sonuçlar, etkili değişkenler açısından sessiz olan mevcut okuma modellerinin detaylandırılmasını gerektiren, yazılı metnin işlenmesinde etkili ve estetik bileşenlere yönelik artan bir kanıt külliyatına katkıda bulunmaktadır. Ayrıca, bilateral alt oksipital korteks, alt frontal korteks ve sol MTG / STG’deki algısal ve anlamsal sistemlerin, cümle ne kadar az tanıdıksa o kadar güçlü bir şekilde aktive edildiğini göstermektedir. Retorik teoriye göre, aşinalık izlenimi, tekrarlama teknikleri (retorik figürler, ses kalıpları veya düzenleme veya kompozisyon özellikleri gibi) tarafından yapay olarak tetiklenebilir. Pek çok retorik araç, ortalama alıcı tarafından pek fark edilmeyen ince tekrar biçimleriyle belirli bir ayrıntılı konuşma metninin hatırlanabilirliğinin yanı sıra duygusal, estetik ve ikna edici etkileri de geliştirir. Örneğin, anafora (ardışık cümleciklerin başlangıcının tekrarı), aliterasyon (birbirini izleyen kelimelerin başında harflerin, seslerin veya hecelerin tekrarı) veya paralellik (kelime sırasının veya cümle yapısının tekrarı); sözlü veya yazılı kelimelerin duygusal ve bilişsel etkisini artırabilir ve onların daha hoş, daha makul ve daha tanıdık görünmesini sağlayabilir. Retorik detaylandırma, belirli bir cümlenin daha önce duyulduğu ya da okunduğu yanılsamasını bile yaratabilir, ancak gerçekte böyle değildir (‘yanlış hafıza etkisi’; Garry & Wade, 2005). Bu nedenle gelecekteki deneyler daha yakından araştırmalı, anlamsal sistemin yanı sıra ödülle ilgili alanların metin bölümlerinin stilistik ve anlambilimsel özellikleriyle ne ölçüde etkinleştirildiğini ve daha fazla dille derecelendirme ölçekleri kullanarak küresel ‘güzellik’ kavramını ayırt etmeye çalışabilir.

Referans:

Bohrn, I. C., Altmann, U., Lubrich, O., Menninghaus, W., & Jacobs, A. M. (2013). When we like what we know–A parametric fMRI analysis of beauty and familiarity. Brain and Language124(1), 1-8.

mugesengul
Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisi olan Müge Şengül, Bilişsel Nöropsikoloji alanına ilgi duyuyor. Sinir Bilim Topluluğu kapsamında, araştırdığı, öğrendiği konuları aktarmayı ve okuyucunun sinir bilime olan merakını artırmayı hedefliyor.