Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Bir Beyin İki İnsan

İnsan beyni her biri farklı yapılardan meydana gelen iki ayrı yarımküreden oluşmaktadır. Bu iki yarımküre nerdeyse birbirinin aynısı görünüşe sahiptir fakat bağımsız olarak işlev görmezler. Hemisferler arası iletişim sağlıklı beyin fonksiyonu için oldukça önemlidir. Bu iletişim korpus kallozum adı verilen yapı aracılığıyla sağlanmaktadır. 

1950’li yıllara kadar korpus kallozumun işlevi henüz bilinmemekteydi. Ancak bugünkü bilgilere göre bu yapı beyin hemisferleri arasındaki iletişimi sağlamanın yanında uyarım ve dikkat dengesinin sürdürülmesinde, dokunsal yer tayininin yapılmasında ve göz hareketlerinin oluşmasında büyük rol oynamaktadır.

Nasırlı cisim olarak da adlandırılan korpus kallozum, beyindeki en geniş lif demeti olup, 200 milyon civarında akson içermektedir. Korpus kallozumun akson demetlerini saran miyelin kılıf, aksiyon potensiyel iletimini önemli ölçüde hızlandırır. Bu hız, epilepsi hastaları için tehlike arz etmektedir. Nöron ateşlemeleri gereksiz artış gösterince, epilepsi nöbetleri tetiklenir ve hasta kriz durumuna girer. Doktorlar bu durumu önlemek için korpus kollozumun kesilmesini uygun görürler. Bu işleme korpus kallozoktomi, işlemin yapıldığı hastalara da ayrık beyin hastaları denir.

Korpus kalloktozomi operasyonundan sonra beyin yarım küreleri arasında eskisi gibi bir bilgi akışı sağlanmadığından hastaların davranışları büyük ölçüde etkilenir. Birbirinden bağımsız hareket etmeye başlayan yarımküreler arası çatışmalardan dolayı bireyde ikili davranışlar ortaya çıkar ve ayrık bir kişilik oluşur. Ünlü nöropsikolog Prof. Dr. Vilayanur Ramachandran bir çalışmasında hastalara evet, hayır, bilmiyorum seçeneklerinden oluşan sorular sorar. Sorular sağ ve sol yarımküreyi ayrı ayrı uyaracak şekilde sunulur. Tanrıya inanıyor musun sorusuna sağ yarım küre evet inanıyorum diye cevap verirken, sol yarım küre hayır inanmıyorum diyerek cevaplar. Genelde korpus kollozoktomi işlemi bu açıdan düşünüldüğünde kötü olarak görülse de hastaların operasyondan sonra aynı anda iki görevi yerine getirmede daha iyi oldukları gözlemlenmiştir. Rogers et al, 2004 tarafından yapılan bir araştırmada bir beynin iki yarısına sahip olmanın aynı anda hem yemek aramaya hem de yırtıcıları izleyebilmeye olanak sağladığı görülmüştür. Buna göre atalarımızın beyin hemisferleri arasındaki bağlantıların daha az gelişmiş olduğu sonucuna varabiliriz.

Bu konu hakkında Sperry ve Gazzaniga’nın yaptığı deneylerde hastalara sağ yarı alandan görsel sunulduğunda hastalar ne gördüklerini söyleyebilmişlerdir. Sol taraftan gösterildiğinde ise isimlendirip ne olduğunu söyleyemezler. Ancak, önüne bir dizi nesne konup sol eliyle seçmesi istendiğindeyse, doğru olanı seçip gösterirler. Bu her defasında aynı şekilde gözlenir. Böylece her iki yarım kürenin de kendine özgü özellikleri olduğu keşfedilmiştir. Bu deney Sperry’e 1981 Nobel Fizyoloji & Tıp Ödülü kazandırmıştır.

Korpus Kollozum Bölümleri

Ayrık beyin hastalarıyla yapılan araştırmalar insan beynini anlama çabasında yeni bilgiler ortaya koymuştur. Bir beyni ikiye bölersek elimizde hala bir insan kaldığı fakat beyin hemisferleri arasında hiçbir bilgi akışı olmadan nasıl hala tek bir kişi olarak işlev gördükleri hala bir merak konusudur. Görünüşe bakılırsa ayrık beyin çalışmaları insan bilincinin gizemini daha da derinleştirmektedir.

KAYNAKÇA:

Robert J. Sternberg, Karin Sternberg (2011) Cognitive Psychology, Sixth Edition

Nöroblog, Onur Arpat https://noroblog.net/2018/01/25/ayrik-beyin-sendromu-1-beyin-2-insan/

Sinirbilim.org, Sultan Kaya https://sinirbilim.org/ayrik-beyin/

Psychologized, Alexander Burgeemester https://www.psychologized.org/split-brain-patients-what-happens-when-you-have-two-brains/

Gizem Karbuz
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi 2. Sınıf İngilizce Psikoloji öğrencisi. Sinirbilim Topluluğunda yazar. Özellikle nöropsikoloji, klinik ve davranış nörobilimleri alanlarına ilgilidir. Sinirbilim alanında okumalar yapıp, bu konuda yazılar yazmaktadır.