Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

1844’te Alman doktor Heinrich Hoffmann, günümüzde DEHB’li çocuklar için popüler bir alegori olan “Fidgety Phil” (“Zappelphilipp”) dahil olmak üzere bazı resimli çocuk hikayeleri yarattı. Hoffmann 1809’da Frankfurt / Main’de doğdu. Heidelberg, Halle ve Paris’te tıp okudu.1835’te Frankfurt / Main’de pratisyen hekim ve doğum uzmanı oldu.1851’de Frankfurt akıl hastanesinde (“Anstalt für Irre und Epileptische”) çalıştı ve başarılı bir psikiyatrist oldu. Hoffmann, ...

Bazal ganglionlar serebral yarımkürenin derinliklerinde, beyaz cevherde bulunan ön beyindeki (telensefalon) en büyük subkortikal yapılardır. Bazal ganglionlarda yer alan ana bölgeler; Kaudat Çekirdek ve Putamen’den oluşan Striatum, Pallidum, Subtalamik Çekirdek ve Substantia Nigra’dır. Striatum ön beynin subkortikal yapılarının derinlerinde bulunan bir çekirdektir. Bazal ganglionlara gelen uyarıcı girdileri alan striatum, iki parçadan oluşur: Kaudat Çekirdek ve Putamen. Kaudat Çekirdek uzaysal-mekansal pozisyona ...

Gerek günümüzde gerekse geçmişte klasik müziğin etkisi üzerine pek çok çalışma yapılmaktadır ve geçmişte de bu konuda  birçok iddia ortaya atılmıştır. İşte bu iddialardan biri de Mozart Etkisi. Gelin öncelikle bu etkinin ne olduğuna ve nasıl ortaya çıktığına bir göz atalım. Mozart Etkisi Nedir? Mozart Etkisi, Mozart dinlemenin IQ testinin bir bölümünde puanı geçici olarak arttırdığını iddia eden bir çeşit ...

Birçoğumuzun kullanırken göz ardı ettiği kafein şu anda dünyanın en yaygın kullanılan ilaçlarından biridir. Pek çok yiyecek ve içecekte bulunması, aynı zamanda bir ilaç olduğunu unutmamızı kolaylaştırır. Kafeinin sağlığımıza yararları olduğu kadar, vücut ve beyin üzerinde önemli olumsuz etkileri de vardır. Diğer birçok psikoaktif uyuşturucunun aksine, kafein yasaldır ve dünyada en çok kullanılan maddelerden biridir. Kafein yasal olduğu için, genellikle ...

Kendiliğin (self) ne olduğu ve nereden ortaya çıktığı, aslında kim olduğumuza dair soruların hem felsefe hem de psikolojinin en eski tartışma alanları olduğu bilinen bir gerçektir. Bunlarla beraber güncel sinirbilim araştırmaları da fonksiyonel nörogörüntüleme yöntemleri (MRI, fMRI, EEG, EMG, PET vb.) ile aslında bu sorulara cevaplar aramaya çalışmaktadır. Fakat kavramsal açıdan net bir tanıma varılamamış olması ve kendilik beyin bölgeleriyle ...

Nöroglia hücreleri veya bir diğer adıyla glia hücreleri, merkezi ve çevresel sinir sisteminde yer alan sinir hücresi olmayan hücrelerdir. Nöronlar gibi aksiyon potansiyeli üretmezler, bu sebeple sinyal iletiminde doğrudan görev almazlar. Fakat dolaylı yoldan etkide bulunurlar. Miyelin üretiminde, nöronlara destek ve koruma sağlamakta, beyinde homeostazın sağlanmasında görev alır. Ve bir insandaki glia hücresi sayısı nöronların sayısının 10-50 katıdır. Glia Hücrelerinin ...

Dünyayı ve çevremizi anlamak ve yapılandırmak için beynimiz duyusal bilgileri kullanmaktadır. Bu duyusal girdiler kortekse görme, işitme, dokunma, tatma ve koklama olmak üzere beş temel sistem ile ulaşmaktadır.  Bu girdiler beyin tarafından analiz edilerek kodlanıp, geçmiş deneyim ve bilgilerle birlikte yorumlanarak dış dünya ile ilgili sonuçlar çıkartılır. İlk insanlardan bu yana duyular sayesinde bu sonuçları çıkararak hayatta kalmayı başaran insan ...

İnsan davranışlarının kökeni, yüz milyonlarca senelik adaptasyonlar sonucunda genlerimize yerleşmiştir. İnsan ya da başka bir türün davranışsal ölçüsü, genetik miras yani günümüzün adıyla ‘‘filogenetik psişe’’ ile belirlenmiştir. İnsan türünde insanın sinir sistemi, kalıtsal olarak filogenetik gelişimdeki her aşamanın özgül karakteristiklerini taşır. (ENGİN, CALAPOĞLU, SEVEN, & YÖRÜK, 2008) Bebekler ilk aylarda yüzleri tanıyamaz ama ikinci aydan itibaren odak noktası yüz olur. ...

Araştırmalar, etrafa bakıldığında, görsel sistemimizde hareket ederken zihinsel imgelerin sağ ve sol beyin arasında gidip geldiğini gösteriyor. Gördüklerimizi aklımızda tutması için beynimize güveniyoruz. Bakışlarımızı değiştiririz ve hatta geçici olarak başka yöne bakarız. Bu “görsel çalışma belleği” yeteneği zahmetsiz hissettiriyor, ancak yeni bir MIT çalışması, beynin buna ayak uydurmak için çok çalıştığını gösteriyor. Görüş alanımızda kilit bir nesne değiştiğinde – ya ...

Duygusal Güvenlik ve Aile Bireyler, erken çocukluk dönemlerinde maruz kaldıkları yaşantılar aracılığıyla davranış örüntüleri geliştirirler. Günümüze kadar birçok araştırma sonucu, aile faktörünün çocuğun psikolojisi üzerinde büyük etkisi olduğunu gösterir. Duygusal güvenlik ve aile içindeki üyelerle iletişim tarzı ise psikopatolojinin gelişmesiyle ilgilidir. En önemli risk faktörü; ailedeki şiddet, çatışma, agresyon ve hakarettir. Çünkü böyle bir ailede büyüyen çocuğun duygusal güveni zedelenir, ...