Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Doğaüstü Güçlere İnanan ve İnanmayan İnsanlar Arasındaki Fark Nedir? : Rastgele Hareketlerin Niyetli Yapıldığını Düşünmenin Etkisi

Bazı bilim insanları, bilimsel açıdan sağlam bir temele dayandırılamayan doğaüstü güçlere inanmanın, bir anormali değil zihin teorisinin evrimleşmiş bir yan ürünü olabileceğini iddia etmektedir. Bir diğer deyişle; inançların, arzuların ve kasıtlı eylemlerin varlığını ve doğasını anlamak için geliştirilen bilişsel mekanizmaların son derece hassas olabileceğini ve cansız nesnelere bile çeşitli psikolojik durumları atfetme istekliliğine yol açabileceğini söylemişlerdir. Çünkü bir ajanı tespit edememenin sonuçları, orada olmayan bir ajanı yanlışlıkla tespit etmekten potansiyel olarak çok daha risklidir. Örneğin dini kavramları düşünmek ve dua ettiği için karşılığını alabileceği bir Tanrı’ya inanmak zihin kuramı kapsamında oldukça adaptiftir.

Fonksiyonel beyin görüntüleme (fMRI) çalışmaları, insanlar kasıtlı olarak hareket eden nesneleri izlediğinde, insanların zihinsel durumlarını yorumlarken aktive olanla aynı beyin bölgelerinin aktifleştiğini bulmuştur. İnsanlar birinin zihinsel durumlarını yordamaya çalıştığında medial prefrontal korteks (mPFC), temporoparietal junction (TPJ) ve temporal kutuplar (TP) etkinleşir. Bu alanlar insanlar kasıtlı olarak hareket eden animasyonları izlediklerinde de posterior singulat korteks (PCC) ve fusiform gyrus (FG) ile birlikte etkinleşmiştir. Bu bulgular, canlı hareketin saptanması ve iç zihinsel durumun yorumlanmasının yakından bağlantılı olduğu fikrini desteklemektedir.

Bu çalışmada, rastgele hareket eden animasyonu izlerken, zihin kuramı süreçleriyle ilişkili beyin bölgelerinde (mPFC, TPJ ve PCC) doğaüstü güçlere inanan insanlarda bu güçlere daha şüpheci yaklaşanlara göre daha güçlü bir aktivasyon görüleceği varsayımı test edilmiştir. Ayrıca bu aktivasyon farklılıklarının rastgele hareketin ne kadar kasıtlı olduğuna dair yapılan derecelendirmelerle ilişkili olup olmadığına bakılmıştır. İki farklı durumu karşılaştırabilmek için kasıtlı ve rastgele animasyonlar kullanılmıştır. Kasıtlı animasyonlarda 4 geometrik nesne rol almış ve bunlar hikaye benzeri bir ortamda hareket etmiştir: örneğin, etiket oyunu oynayan dört çocuk. Nesneler farklı hızlarda, hedefe yönelik ve birbirlerinden bağımsız hareket etmiştir. Rastgele hareket eden animasyonlar, sistematik ve hedefe yönelik olmaması dışında kasıtlı animasyonlara benzerdir.

Sonuçlar hipotezi destekler niteliktedir ve rastgele hareketli animasyonları izlemek, doğaüstü güçlere inananlarda Zihin Kuramının bir parçası olan vmPFC’de şüphecilerden daha güçlü aktivasyonlar üretmiştir. Ancak vmPFC birçok zihinsel işlevle ilişkili olduğu için kesin bir yorum yapmak zorlaşmaktadır. Bununla birlikte doğaüstü inançlar ve zihin kuramı arasındaki ilişkiye kanıt sağlayan ve doğaüstü inanışların insanların zihinsel durumları ve insanları tanımlamak için sahip oldukları normal bilişsel mekanizmalardan kaynaklanabileceği argümanı desteklenmiştir.

Bulgular önceki çalışmalarla uyum göstermekle birlikte konuya bir başlangıç niteliğindedir. Hangi katılımcı grubunun istisna olarak değerlendirilebileceği net değildir. Önceki çalışmalar Tanrı’ya inanmamanın uzlaşılmış zihinselleştirme ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, doğaüstü güçlere inananların çok zihinselleştirme kullanmasındansa, şüpheciler bu yeteneği az kullanıyor olabilir. İleride yapılacak çalışmalarda daha heterojen bir örneklemle bu durum araştırılmalıdır.

Hazırlayan: Müge Şengül

Referans:

Riekki, T., Lindeman, M., & Raij, T. T. (2014). Supernatural believers attribute more intentions to random movement than skeptics: An fMRI study. Social neuroscience9(4), 400-411. DOI: 10.1080/17470919.2014.906366

mugesengul
Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisi olan Müge Şengül, Bilişsel Nöropsikoloji alanına ilgi duyuyor. Sinir Bilim Topluluğu kapsamında, araştırdığı, öğrendiği konuları aktarmayı ve okuyucunun sinir bilime olan merakını artırmayı hedefliyor.