Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Ergenlik Dönemi ve Beyin Gelişimi

Ergenlik çocukluk ile yetişkinlik arasındaki köprüdür. Bu süreç gerek hormonsal gerek de fiziksel olarak gelişimin gerçekleştiği çalkantılı bir süreçtir.

Bu dönemde yakın ilişkilerin kurulması, kimlik gelişimi, gelecek ile ilgili tasarımların şekillenmesi, bağımsızlık duygusunun gelişmesi, özgüven ve sosyal becerilerin kazanımı dikkat çeken unsurlardır.

Adölesan (ergenlik) döneminde beyin işlevlerinde yeni düzenlemeler meydana gelir. Artan beyaz madde miktarı, nöronlar arasındaki iletişimi sağlayan liflerin çoğalmasıyla bilişsel işlevlerde değişim meydana getirir. Nörotransmitter sistemleri de değişime uğrar. Kortikal devrelerde meydana gelen bu yeniden düzenleme, ergende bilişsel işlevlerde ve duygulanımda değişimlere neden olur.

Ergen beyninin morfolojik yapısında da değişimler gözlemlenir. Nöron oluşumu, hücre kaybı, aksonal uzantıların büyümesi, sinaps oluşumu ve sinaptik budanmayı içeren süreçler beynin morfolojik yapısının gelişimine örnek olarak gösterilebilir.

Nöronlar ve sinapslar yaşamın ilk dönemlerinde yoğunlukla değişebilir ve biçimlenebilir; bu durum hayatın sonuna kadar -aynı yoğunlukla olmamakla beraber- devam eder.

En yüksek hacmine doğum sonrası ulaşan Serebral Korteks, ergenlik boyunca olgunlaşmaya devam eder.

Beyinde gri madde arkadan öne doğru olgunlaşır; yani gri madde en yüksek yoğunluğuna ilk önce primersensorimotor kortekste, son olarak da dorsolateralprefrontal korteks, inferiorparietalgirus ve superiortemporalgirusta ulaşır. Davranışların kontrolü, plan yapma, karar verme gibi yüksek bilişsel işlevleri düzenleyen prefrontal korteks duyu ve motor görevlerle ilişkili beyin bölgelerine göre daha geç olgunlaşır.

Beynin ödül, zevk ve bağımlılık mekanizmalarını yöneten Nukleus Akumbens hacminin ergenlerde cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığı çalışmaları yapılsa da, her iki cinsiyette de ergenlik boyunca %8 oranında bir hacim kaybı olduğu göz-lemlenmiştir.

Ergenlikte artan seks hormonlarının kızlarda ve er-keklerde farklı belirtileri ortaya çıkarttığı gözlemlen- miştir. Östrojen kızları strese daha duyarlı hale geti- rirken androjen  erkekleri daha dirençli duruma getirir.

Ergenlikte kullanılan alkolden ve madde bağımlılığından etkilenen Seratonin Nörotransmisyonu, bireyin beyin gelişimi sonucu erişkinliğe geçmesiyle bağımlılığa yatkın olmasına neden olur.

Kaynakça

Akyel, B., Kayış, H., & Yüncü, Z. (2018). Ergenlikte Beyin Gelişimi, Risk Alma ve Bağımlılığa Yatkınlık. B. Akyel, H. Kayış, & Z. Yüncü içinde, Ergenlik Dönemi ve Ruhsal Bozukluklar (s. 134-139). Ankara: Türkiye Klinikleri.