Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Erkek Eşcinselliğine Psikanalitik ve Nörobilimsel Bakış

Sigmund Freud eşcinselliğe yaklaşımı; bireyin küçük yaşlarda geçirdiği cinsel tatminsizlik, kıskanç, başkaldırı veya sendromların tamamlanmaması durumu ile açıklamakta. Freud’un eşcinsellik yaklaşımı erkek ve kadın için daha farklıdır. Kadın eşcinselliği için Freud şöyle der; ‘’Kadının erkek uzvundan yoksun olduğunun bilinmesi, kadının aşağılanması, kadından korkulmasını ve eşcinselliğe açık olunmasını sağlamaktadır. (Freud 2006:166)’’ Yani kadın birey küçük yaşta erkekte gördüğü penisi kıskanarak kendinde bir eksiklik hissedebilir. Bu eksiklik kadını bir başkaldırı şeklinde eşcinselliğe açık olmasını sağlar. Freud kadınların biseksüellik (iki cinsiyete birden duyulan cinsel arzu, romantik ilişki) konusunda erkeklerden daha açık olduğunu da söyler. Sebebini ise şöyle açıklar; Kadında, erkekten çok biseksüelliğe açıklık vardır. Erkeğin sadece bir tek cinsel organı vardır. Kadında ise iki tane cinsel organ vardır. Açık uçlu vajina ve erkek gibi sertleşebilen klitoris. (Freud 2006:166)’’ Freud erkek eşcinselliği için de bir oidipus sendromu karmaşası olduğunu söyler. Oidipus sendromu; Freud’çu yaklaşıma göre bireyin küçükken anneye duyguğu aşk ile babayı düşman alarak babanın yerine geçme isteğidir. Erkek eşcinsellikte durum oidipus sendromunun karışması anneyi düşman alarak erkeğin annenin yerine geçme isteği olabileceğini söylemektedir.

Alfred Adler’e göre ise eşcinsellik ‘normal’ dışı bir durumdur. Adler’e göre kısaca kadın ve erkek arasında geçen ilişkinin ‘normal’ dışı olması sapıklığa girmektedir. Adler’e göre eşcinsellik ‘sapıklık’ kavramına girmektedir. Adler’ göre sapıklık; eşcinsellik, sadizm, mazoşizm, mastürbasyon, fetişizm vb. Adler’de Freud gibi eşcinselliği cinsiyete ayırarak yorum yapar; Kadın eşcinselliği için ‘Erkeksi Protesto’ kavramı ile açıklar. Erkeksi Protesto; Kadının doğuştan gelen erkek özelliklerinden mahrum oluşu yüzünden kendi cinsiyetinden vazgeçerek erkeksi tavırlar sergilemesidir. Yani, erkeğin toplumda daha çok değer görmesi kadında aşağılık duygusu yaratır bu yüzden çoğu kadına dair değerleri (ev işleri, temizlik vb.) reddeder. Bunun dışında sapıklık olarak adlandırdığı bireylerin ortak özelliklerinden bahseder. Bunlar genel ve özet olarak birey karşı bireyi değersizleştirdiği için (belki küçükken, belki anne baba duygusu) karşı tarafa nefret duyabilir. Adler’in ‘normal’ olarak adlandırdığı kavram aslında birçok psikolog tarafından yanlış karşılanmıştır. ‘’Aslında bu normal insan, insan tarafından yaratılmıştır. (Foucault)’’ Bu görüşleri Adlerian bakış açısıyla gerek toplumsal bakış gerek psikoloji camiası oldukça ters ve eleştirel bakmaktadır.

İşin nörobilimsel tarafını yani durumu biraz da somut olarak değerlendirmekte fayda var. Elbette bu bahsedilen psikolojik değişimler bireyin fizyolojisini ve anatomisini değiştirmektedir. Sonuçta beyin kalıtım ve çevre yolu ile değişmeye elverişli bir organdır. O zaman en başta değişen bölümümüze bakalım; İNAH-3 (Ön hipotalumusun interstital çekirdeğinin 3.kısmı). Bu yapı cinsel davranışta oldukça aktif rol almaktadır. Bu bölgede nöron oluşumu insan doğumu öncesi anne karnında başlar. Birçoğumuz erkeklik ve kadınlığı testosteron ve östrojene bağlarız. Aslında tam olarak böyle değil. Beyinde bulunan bu bölgede nöron sayısı fazlaysa birey erkekliği, nöron sayısı az ise birey kadınlık cinsiyetine sahip oluyor. Bu durumda eşcinsellik konusu üzerine burada yapılan bir araştıma:

Simon LeVay’ın Science dergisinde yayınladığı bir makalede erkek homoseksüel bireylerin bu bölümleri erkek heteroseksüel bireylerden oldukça daha küçük ve nöron sayıları daha az. Buradan şöyle bir çıkarım yapabiliriz; Sonuç olarak beyinde normalinden az bir durum söz konusu olunca beyin yaramaz bir çocuk gibi davranarak bulundurduğu azlığı gidermek için kendisinde az olan herhangi bir şeyin normal olan beyine veya çok olan beyine ihtiyaç duyacaktır.

İNAH-3 Lokalizasyonu

 

Sol tarafta bulunan erkek, sağ tarafta bulunan kadın İNAH-3 nöron grupları miktarı.

Yani, doğumdan önce erkek olarak beyni gelişen, testesteronları ve androjenleri gelişen bir bireyin İNAH-3 bölümünde nöron sayısı normal erkek doğan çocukların nöron sayısından az olduğunu varsayalım. Bu nöronun azlığı bireyde bir erkekliğe ihtiyaç olduğunu söyleyecektir. Yani İNAH-3 bölümünde nöronu az olan birey, İNAH-3 bölümünde erkeklik için normal miktar bulunduran erkeğe yönelimi başlayacaktır. Bu sadece felsefi ve tümevarımsal bir çıkarımdır.

Hazırlayan: Barış AKAR

Kaynakça

  • SÖĞÜT Elif, ‘’Eşcinselliğe Kuşaklararası Yaklaşım Farklılıkları: Trabzon Örneği’’, İmgilem, 2019; 3(5), 322-324
    ERDOĞAN Serap, ‘’İleriye Dönük Bellek Bozukluğu’’, Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 2010; 2(2), s.s 175-177
  • LeVay S., ‘’ A difference in hypothalamic structure between heterosexual and homosexual men.’’, Science, 1991; 30(253), s.s. 1034-1037
  • KENARLI Özkan, ‘’Alfred Adler-Bireysel Psikoloji’’, İnönü Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Ensititüsü, 2010
Barış Akar
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa- Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik 4.Sınıf Öğrencisi. Sinirbilim Topluluğu Kurucu/Başkanıdır. Sinirbilimin her alanına ilgi duyup bu yönde etkinlikler düzenleyip, kitaplar yazmaktadır. İlke olarak sinirbilimi geliştirmek, yaymak ve araştırmak olarak benimsemiştir.