Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Frontal Lob Sendromunun Vaka Üzerinden Değerlendirilmesi

Dahiyane bir mekanizma olan beyin, yalnızca psikolojik travmalar karşısında yenik düşer. Yaratıcı güzü zayıflar, doğru karar verme yetisini kaybeder ve birçok işlevini askıya alır. Frontal lob sendromu (FLS) prefrontal korteksin tümör, epilepsi, enfeksiyon, serebrovasküler (Beyni beslemekle görevli damarların tıkanması veya damarların hasar görmesi) ve kafa travması gibi olumsuz nedenlerle ortaya çıkan sendromdur. Başın ön tarafının, darbe alması sonucu frontal lobun ön kutbunda bulunan dorsoleteral (Dikkat ve çalışma hafızasının işlevini yerine getirir) ve ventral prefrontal korteks (Risk ve korkunun işlenmesiyle ilişkilidir) etkilenmektedir. Darbenin etkisiyle kafatası içindeki diğer yapılar da hasara uğrayabilmektedir. Hastalar ilk olarak travmanın doğrudan etkilerini ve daha sonra ikincil etkilerini yaşamaktadırlar. Travmanın (KARTALCI, ÜNAL, & ÖZDEMİR, 2011) ilk etkileri geçtikten sonra bu alanlara ilişkin işlev bozukluklarının ortaya çıktığı ve bunların kalıcı özellik taşıdığı gözlenebilir.

Frontopolar beyin bölgesinin hasarı dış dünyaya ilgisizlik, günlük aktivitelere ilgisizlik, geleceğe yönelik hedef yokluğu, duygusal ketlik, duyarsızlık ve spontan aktivitede azalma gibi belirtilerle kendini gösterir. Genelde evlenme, çocuk sahibi olma ve kariyer planlaması yapma gibi dönüm noktalarında karar verme sürecinde aksaklık önemli sorunlar doğurabilir. Misal trafik kazası yapmış ve ön lobu hasar almış bir bireyin karar verme aşamalarında belirgin bozulma ve bozulmaya bağlı davranışlarda, kişilikte değişiklik gözlenir.

Bir vaka üzerinden gidersek 39 yaşında, evli, 6 çocuklu, sağ elini kullanan bir kadın hasta on iki yıl önce trafik kazası geçirmiştir. Ve beynin sol tarafına aldığı darbenin travma etkisiyle sol gözünü kaybetmiştir. Travmadan önce normal biri olarak yaşamını sürdüren kadının kazadan sonra kişisel bakımında azalma, çevreye karşı duyarsızlık, sosyal ilişkilerde zayıflık ve içe kapanma gibi değişiklikler meydana gelmiştir. Kazada eşini kaybettikten sonra tek başına hayat sürdüremeyen kadın kendisinden ekonomik anlamda düşük biriyle evlilik gerçekleştirmiştir. İlk evliliğinden 1 çocuğu olan kadının ikinci evliliğinden plansız bir şekilde yaş aralıkları biribirine yakın 5 çocuğu olmuştur. Komşuların gözlemlerine göre çocukların bakımını, kendi bakımını ve ev işlerini yapamıyormuş. İnsanlara karşı normal olmayan davranışlarda bulunma, iş ortamında sorunlar, işe süreklilik sağlanmaması nedeniyle işle irtibatının kesilmesi ve hatta evde 6 ila 18 aylık bebeğinin bulunmasına rağmen uzun süre evde olmama gibi davranışlar gözlenmiştir. Yeni taşındıkları bölgede sağlık çalışanları kötü yaşam koşulları nedeniyle yetkililere bildirmiştir. İlgili mahkeme çocukları sosyal hizmetlere bağlı uygun yurda teslim etmiş ve anneyi de kliniğe yönlendirmişlerdir.

Hastanın ruhsal muayenesinde kişisel bakımı zayıf, göz teması zayıf, ses tonu düşük, sorulan sorulara isteksiz yanıtlar verme ve savunucu yanıtlar yapıldığı görülmüştür. Ayrıca konuşurken sürekli konu dışına saptığı görülmüştür. Fizik ve nörolojik muayenesinin normal olduğu fakat sorulara ve uygulanan testlere ilgisizliği nedeniyle psikometrik/nöropsikolojik testler tamamlanamamıştır. MR Görüntülemesinde sol beyin bölgesindeki dorsoleteral bölgesiyle uyumlu frontal atrofi dikkat çekmiştir.

Orbitofrontal hasarda “çocuksu tavırlar ve sürekli coşku hali” baskın psödopatik tıp gelişirken dorsoleteral konveksite lezyonu olan hastalarda “duyarsızlık ve ilgisizlik” baskın psödoprese tipi ortaya çıkmaktadır. Bu hastalarda gerçek bir mutsuzlukluk ve keyifsizik gözlenir. Vaka örneğindeki hastanın durumu psödorepresedir. Beyin MR görüntülemesinde dorsol konveksitede atrofi olması bu tanıyı desteklemektedir. Bu hastaların belirtileri depresyon ile benzerlik taşıdığından karıştırılmaktadır. Hastanın kendilik duygusu kaybolmakta, sosyal duyarlılığı azalmakta, hareketleri yavaşlamakta, içgörü zayıflaması görülmekte ve sosyal kurallara uyma davranışları zayıflamaktadır Vaka örneğindeki hastanın göz boşluğunun arkasının hasar görmesi orbitofrontal korteksi olumsuz etkilemiştir. Bu olumsuz etki dolayısıyla sosyal ilgi çekme ve çevreye karşı duyarsız oldukları gözlenmiştir.

Mahkeme kararıyla çocuklarına bakamadığı gerekçesiyle çocuklar koruma altına alınsa da çocukların ailesiyle yaşaması gerektiği yasası esas alınmıştır. Ancak annenin üst düzey bilişsel işlevi planlama, denetim, karar verme gibi eylemleri gerçekleştirememesi nedeniyle aileye danışmanlık ve sosyal yardım sağlanması koşuluyla çocuklarına bakım hakkı verileceği kararı alınmıştır.

Hazırlayan: Betül YILMAZ

Kaynakça

KARTALCI, Ş., ÜNAL, S., & ÖZDEMİR, S. (2011). ADLİ YÖNDEN FRONTAL LOB SENDROMU: BİR OLGU SUNUMU. İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi , 160-162.