Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Korkunun Altında Yatan Sinir Devreleri

Evde tek başınıza korku filmi izlediğinizi düşünün. Filme o kadar odaklanmışsınız ki televizyon ekranından başka hiçbir şeyi görmüyorsunuz. Sonra bir anda dış kapının gıcırdadığını duyuyorsunuz. Büyük ihtimalle kalp atışınız hızlanacak, nefes alma sıklığınız artacak, kaslarınızdaki gerginlik düzeyi değişecektir. Bir kaç saniye sonra sesin kaynağının rüzgar olduğunu anlayacaksınız. Bir anlığına da olsa vücudunuz sanki tehlikedeymişsiniz gibi hissedip savaş ya da kaç tepkisi vermiştir. Bu tepki bir canlının yaşamını devam ettirmesi adına aslında koruyucu bir tepkidir. Peki gerçekte bir tehlike olmadığı halde bu kadar derin bir tepkiye sebep olan şey nedir?

Korku Nedir?

Yıllar önce duygular nörobilim çemberi içinde zar zor ele alınırdı. Bugün ise alandaki en önemli konulardan biri sayılmaktadır. Bu değişim, korku üzerine yapılan çalışmaların başarılı bir şekilde hücresel mekanizmalarının ve korku sürecindeki yolların haritalanması ile gerçekleşmiştir. Korku; stresli bir uyaranla başlayıp hızlanan kalp atışı, hızlı nefes alma ve gerilen kaslara sebep olan kimyasalların salınımı sonucu oluşan zincirleme bir reaksiyondur. Bu uyaran bir örümcek veya yılan olabileceği gibi boğazınıza dayanmış bir bıçak veya dolu bir salonda insanların konuşmanız için sizi beklemesi de olabilir. Korku, tehdit edici durumlara karşı normal bir tepkidir ve günlük yaşamda yaygın görülen bir fenomendir. Korku tepkisi neredeyse tamamen otonomiktir: bilinçli bir şekilde onu tetikleyemeyiz.

Beyindeki hücreler sürekli olarak bilgi aktardığından ve tepkileri tetiklediğinden, beynin en azından periferik olarak korkuyla ilgili düzinelerce alanı vardır. Fakat araştırmalar sonucu beynin bazı kısımlarının merkezi bir rol oynadığı keşfedilmiştir.

  • Talamus: gelen duyusal verilerin hangi duyu organına gönderileceğine karar verir.
  • Duyusal Korteks: duyusal verileri yorumlar.
  • Hipokampus: bilinçli anıları depolar ve alır; bağlam oluşturmak için uyaran kümelerini işler.
  • Amigdala: duyguları çözer, olası tehdidi belirler; korku anılarını saklar.
  • Hipotalamus: savaş veya kaç tepkisini etkinleştirir.

Beyindeki korku yollarının en önemlisi amigdala denen küçük bir bölgedir. Bu bölgenin hasarı sonucu insanların ve hayvanların korkuya karşı verdikleri tepki tamamen değişmektedir. Amigdala hasarı, insanların ve hayvanların tehlike yaratan uyaranları öğrenmelerinin önüne geçer. Bu da evrimsel açıdan yaşamın sürdürülmesi için bir tehdit oluşturmaktadır.

Korku Koşullanması

Koşullanma süreci beyinde bilinçsiz bir şekilde gerçekleşmektedir. Korku koşullanmasında nispeten nötr bir uyaran, olumsuz bir olay ile eşleştirilir. 1920′ de John Watson, dünyaca ünlü Küçük Albert deneyinde küçük bir çocuğun beyaz sıçanlardan korkmasını sağlamıştır. Çocuk önce beyaz bir sıçan, bir tavşan, bir maymun, maskeler ve yanan gazeteler de dahil olmak üzere bir dizi uyarana maruz bırakıldı ve tepkileri gözlemlendi. Çocuk başlangıçta, gösterdiği nesnelerin hiçbirinden korkmadı. Albert bir dahaki sefere sıçana maruz kaldığında, Watson metal bir boruya çekiçle vurarak yüksek bir ses çıkardı. Doğal olarak, çocuk yüksek sesleri duyduktan sonra ağlamaya başladı. Beyaz sıçanı yüksek sesle tekrar tekrar eşleştirdikten sonra, Albert sıçanı gördükten hemen sonra ağlamaya başladı. İnsanların korkularının çoğunun yaşadıkları deneyimler sonucu edinildiği düşünülürse, korku sisteminin anlaşılması için korku koşullanması büyük öneme sahiptir.

Savaş veya Kaç 

Savaş veya kaç tepkisini üretmek için hipotalamus iki sistemi aktive eder: sempatik sinir sistemi ve adrenal kortikal sistem. Sempatik sinir sistemi vücuttaki reaksiyonları başlatmak için sinir yollarını kullanır ve adrenal-kortikal sistem kan dolaşımını kullanır. Bu iki sistemin kombine etkileri savaş ya da uçuş tepkisidir. Sempatik sinir sistemi adrenal medulla oblongata’ya kan dolaşımına epinefrin ve norepinefrin salınmasını söyler. Bu stres hormonları, kalp atış hızı ve kan basıncında artış da dahil olmak üzere vücutta çeşitli değişikliklere neden olur. Aynı zamanda, hipotalamus adrenal-kortikal sistemi aktive ederek hipofiz bezine kortikotropin salıcı faktör (CRF) salgılar. Hipofiz bezi ACTH hormonunu (adrenokortikotropik hormon) salgılar. ACTH kan dolaşımında hareket eder ve nihayetinde adrenal kortekse ulaşır, burada vücudu bir tehditle başa çıkmaya hazır hale getiren yaklaşık 30 farklı hormonun salınmasını aktive eder. Tüm bu hormonların salınımı sonucunda savaş veya kaç tepkisi oluşur. Tüm bu fiziksel tepkiler hayatınızı kaçmaya veya savaşmaya hazırlayarak tehlikeli bir durumdan kurtulmanıza yardımcı olmak için tasarlanmıştır.

Kaynakça
LeDoux, J. (1998). The Neural Circuits Underlying Anxiety and Fear. https://www.psychiatry.wisc.edu/courses/Nitschke/seminar/ledoux_1998_bio_psych.pdf
Julia Layton. How Fear Works. https://science.howstuffworks.com/life/inside-the-mind/emotions/fear.htm
Gizem Karbuz
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi 2. Sınıf İngilizce Psikoloji öğrencisi. Sinirbilim Topluluğunda yazar. Özellikle nöropsikoloji, klinik ve davranış nörobilimleri alanlarına ilgilidir. Sinirbilim alanında okumalar yapıp, bu konuda yazılar yazmaktadır.