Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Kronik Suç Korkusu

Korku, kelime anlamıyla bir tehdit karşısında hissedilen kaygı ve üzüntüdür. Yaşanılan tehtidin büyüklüğüne göre vücudun tepkisi değişir. Korku duygusu kendi içerisinde doğal ve öğrenilen olmak üzere ikiye ayrılır. Ve gözle görülen bir nedene bağlı korku ile kişinin nedenini bilmediği bir şeyden duyduğu korku (şekilsiz korku) olmak üzere iki tanedir. Gözle görülen nedene bağlı korku, neden olan şeye karşı direkt tehdit hissederken nedeni bilinmeyen korkuda birey, tam olarak tanımlayamadığı şeyden korku geliştirir.

Suç korkusu, özellikle modernleşmeyle birlikte artış göstermiştir. Modern toplumlarla birlikte hiyerarşi belirginleşmiş ve suç işleme ihtimalleri artmıştır. Modern toplum ile suç arasındaki ilişkiyi incelemiş olan Durkheim’e göre endüstrileşme, Fransız toplumunda suç oranlarını arttırmıştır. Suçun artışıyla birlikte kronik suç korkusu da beraberinde gelmiştir. İnsanlarda yaralanma korkusu, canına veya malına zarar gelme korkusu, suçla ilişkilendirdiği imgelere korku, suça karşı geliştirdiği endişe ve kaygı tepkileri duygusal travma olarak tanımlanır. İnsanların yaşadıkları bu duyguları en aza indirmek için güvenlik güçleri çeşitli önlemler almaktadır. Fakat medya aracılığıyla bir yerde yaşanılan olay, artık kolayca her yerde duyulabilmektedir. Dolayısıyla suç korkusunun oluşması engellenememektedir.

Émile Durkheim

Bireylerde suç korkusu; içe kapanma, toplumdan soyutlanma, geri çekilme (pasifleşme), kaygı bozukluğu, anti-sosyal kişilik bozukluğuna neden olabilir. Ayrıca güven, barış gibi olumlu duyguları zedeleyip kişiler arası ilişkileri ve bağları zayıflatabilmektedir. Suç yalnız doğrudan değil dolaylı olarak da maruz kalmak kişide; panik, endişe, kaygı bozukluğu, güvensizlik ve korku gibi olumsuz duyguların ortaya çıkmasına neden olur. Stres içerisinde sempatoadrenomedullar (stresle aktive olan sistem) ve hipotalamik-hipofiz-adrenokortikal (HPA, stresle ilişkili nöroendokrin bir yolak) homeostazisin devamlılığını sağlayan birincil sistemdir. Buna bağlı birçok sistem, birbirleriyle organizasyon göstererek ‘‘savaş ve kaç’’ yanıtını oluşturur. Bu yanıt, adrenal medulladan salgılanır ve dolaşımdaki noradrenalin seviyesini, kalp atış hızını, kasılma gücünü, hareketliliği ve periferal vazokonstriksiyonu (periferik kan damarlarının daralması) arttırır. Yapılan araştırmalarda, kronik suç korkusu yalnız strese bağlı sisteme hasar vermez. Bunun yanında duyusal, endokrin, kardiyovasküler, motor, immün ve nöral sistemde ciddi değişiklikler ortaya çıkmaktadır.

Çevreden gelen uyarılara karşı savunma mekanizmalarını yöneten korku devreleri, hayati önem taşımaktadır. Korku duygusunda ve korkuya bağlı tepkilerin ortaya çıkmasında amigdala rol üstlenmektedir. Savaş, kaç ve dona kal gibi davranışsal tepkilerin yanıtlarını, beyin ile amigdala bağlantıları düzenler. Potansiyel tehditleri amigdala; sempatik sistem ile HPA’nın aktivetisini hipotalamus dizayn etmektedir. Korku devresinin anahtar bileşenleri; amigdala, nükleus akkumbens, stria terminalis, hipokampus, ventromedial hipotalamus, insular korteks ve bazı prefrontal bölgeleridir. Bunlardan lateral amiagdala, bazal amigdala ve merkezi çekirdekler korku yanıtı yolaklarına katılır. Fakat lateral veya merkezi amigdalanın lezyonları, koşullu korkunun ve uzun vadeli bağlamsal korku belleğinin edinilmesini önleyebilmektedir.

HPA Ekseni

Korku duygusunun gereğinden fazla hissedilmesi ve kronikleşmesi, bu bileşenlerin aşırı uyarılmasına neden olur. Aşırı uyarılma ve biyokimyasal moleküllerdeki dalgalanmalar, psikiyatrik hastalıkların patofizyolojisinde önemli rol oynar. Örneğin amigdala beyin bölgesindeki düzensizlik; depresyon, TSSB, sosyal fobi ve diğer fobilere neden olabilmektedir. Yapılan araştırma sonuçlarına göre kronik korkuya maruz kalan kemirgenlerde, 5-HTT ekspresyonundaki ve fonksiyonda değişiklikler 5-HT reseptör ekspresyonunda değişiklikler ile sonuçlanmaktadır. (SOLAK, 2018)

Kaynakça

SOLAK, A. (2018). SUÇ MAĞDURLARI VE SOSYAL TRAVMALAR. Ankara: HEGEM Yayınları.