Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Lucid Olmayan Rüya

Uyku, tüm insanların paylaştığı biyolojik bir ihtiyaçtır. Ancak rüya görmenin böyle bir tanımı yoktur. Bunun en önemli nedeni olarak bu konuyla ilgilenen bilim insanlarının “rüya görme”nin evrensel bir tanımını yapamamalarını gösterebiliriz. 1970 yılında, Frederick Snyder rüyayı, bir dizi zihinsel imgenin organize ve karmaşık hale getirilmesiyle oluşan öznel bir deneyim olarak tanımladı. 1985 yılında rüya görme uzmanı olan David Foulkes, ilk kez rüya görmeyi bir simülasyon olarak tanımlamış ve rüyaların gerçek dünya algılarımızı yansıttığını savunmuştur. Dahası, J. Allan Hobson rüyayı sanrılar, halüsinasyonlar, anlatı yapısı, aşırı duygusallık ve tuhaflıkla öne çıkan zihinsel bir aktivite olarak nitelendirdi. Bu bilim adamlarının yanı sıra 2006 yılında Antti Revonso tüm bu tanımları çok katı bulmuş ve bunun yerine rüya görmeyi bir süreklilik olarak tanımlamayı tercih etmiştir. Bu konuda birbirinden farklı tanımlar varken, rüya görmenin nedeni hakkında da değişken fikirler vardır. Rüyalar, geçmişten günümüze her daim insanların ilgisini çekmiş, konuyla ilgili çeşitli tahminler yapılmıştır. Eski zamanlarda insanlar, rüyaların, insanlara geleceği görme fırsatı veren Tanrı’dan gönderilen işaretler olduğuna inanıyorlardı. Bugün, rüyaların böyle bir işlevi olmadığı anlaşıldığı için çağımızın bilim insanları rüyaların en önemli işlevinin gün içinde karşılaştığımız kaygı düzeyini azaltmak ve hikayeler yaratarak sorunlarla baş etmemize yardımcı olmak olduğunu düşünüyor. Buraya kadar rüyaların işlevlerini kısaca analiz ettik fakat bu konuyu daha iyi anlamamız için nasıl rüya gördüğümüzü de anlamamız gerekiyor.

Non-Lucid Rüyalar: Tüm insanlığın ilgisini çeken rüyalar hakkındaki bilimsel gerçekler, teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkmıştır. Buna en büyük katkıyı, 1953 yılında REM uykusunun keşfedilmesi yapmış olabilir. REM uykusunun keşfine kadar, beynin uyku sırasında kapalı olduğu ve nöronlar arasında hiçbir iletişim olmadığı varsayılıyordu. Ancak, uyumak için yatağa girdiğimiz andan itibaren beyindeki nöronlar aktif ve iletişim halindedir. Daha sonra, yavaş-dalga uykusuna geçiş yaparız, bu aşamada beyinde neredeyse hiç aktivasyon görülmez ama yine de beyinin tamamen kapandığını söyleyemeyiz. Yaklaşık 1.5 saat sonra, REM uykusuna geçiş gerçekleşir. Bu aşamada, nöronlar sanki uyanıkmışız gibi birbirleriyle iletişim halindedir. Duyusal uyaran girişi ve motor tepki çıkışı, REM uykusu sırasında bastırılır. Beyindeki beyin sapının pons adı verilen bir kısmı gözler hariç tüm vücudumuzu felç eder ve hareket etmemizi engeller. Bu aşamaya hızlı göz hareketi uykusu denir ve bu aşamada canlı rüya görülür. Yani, rüyalarımızı gözlerimizle canlandırırız. Peki, beyin rüya görmeye nasıl katkıda bulunur veya rüya görmenin beyin üzerindeki etkileri nelerdir? Bu konuda birçok teori bulunmaktadır. Bu teorilerden biri Hobson’un aktivasyon-sentez teorisidir. Hobson, teorisinde rüya görme sürecinin beyin sapında başladığını ve limbik korteksi, hipokampüsü ve amigdalayı uyardığını öne sürer. Hobson’un böyle düşünmesinin nedeni, beyin sapı hasarı olan kişilerin REM uykusuna girememesi ve bu nedenle rüya görememesidir. Dahası, uyku sırasında akıl yürütemiyor ve yargılayamıyoruz, bu nedenle temporal lobda neredeyse hiç aktivasyon yoktur. Bu yüzden hayallerimiz anlamsız ve tuhaftır. Temporal lob hareketsiz olduğundan, yargılama ve eleştiri durumu ortadan kalkar. Bununla birlikte, REM uykusu sırasında duygusal beyin oldukça aktiftir. Aslında bu bölgede öyle bir hareketlenme vardır ki gün içerisinde bile bu kadar hareket görülmemektedir. Güncel araştırmalar, rüyaların canlılığının amigdala, hipokampus ve medial prefrontal korteksin hacmi ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Ayrıca rüya görürken orbitofrontal korteks, oksipital korteks, dorsolateral preorbital korteks, ön singulat korteks, medial prefrontal korteks ve oksipital, paryetal ve temporal lobların birleşim yerlerinde yoğun aktivasyon meydana gelir. Dorsomedial prefrontal korteks rüyaların canlılığından sorumluyken, amigdala ve limbik yapı rüyalara duygusallık katar. Ayrıca rüyalar genellikle gün içinde gördüğümüz olaylardan veya uzun süreli belleğe işlenen anılarımızdan oluşur. Bu nedenle, beyindeki hafızadan sorumlu bölgeler rüya görürken yoğun şekilde aktif hale gelir. REM uykusu sırasında inaktif hale gelen lateral prefrontal korteks, belirli bir duruma uygun davranışsal tepkilerin seçiminden sorumluyken, bu alanın devre dışı bırakılması, rüyalardaki uygunsuz ve saçma bütünleşmeleri açıklar. Özetle rüya görürken beyinde birden fazla aktif bölge görmek ve uyanma sırasında oldukça aktif olan rüya sırasında hareketsiz bölgeleri gözlemlemek mümkündür. Rüya gören beyinde, uyanıklık sırasında olduğu gibi, nöronlar arasındaki iletişim gözlenir.

 

Kaynakça:

Badgaiyan, R. D. (2019). Dreams. Neuroscience of the Nonconscious Mind, 171–191. doi: 10.1016/b978-0-12-816115-9.00011-5

Baird, B., Mota-Rolim, S. A., & Dresler, M. (2019). The Cognitive Neuroscience of Lucid Dreaming. Neuroscience & Biobehavioral Reviews100, 305–323. doi: 10.1016/j.neubiorev.2019.03.008

Hobson, A. (2005). Dreaming. Oxford University Press.

Hubson, A. (2009). The Neurobiology of Consciousness: Lucid Dreaming Wakes Up. International Journal of Dream Research2, 41–44.

Macduffie, K., & Mashour, G. A. (2010). Dreams and the Temporality of Consciousness. The American Journal of Psychology123(2), 189–197. doi: 10.5406/amerjpsyc.123.2.0189

Mota-Rolim, S. A., & Araujo, J. F. (2013). Neurobiology and clinical implications of lucid dreaming. Medical Hypotheses81(5), 751–756. doi: 10.1016/j.mehy.2013.04.049

Pace-Schott, E. F. (2011). The Neurobiology of Dreaming. Principles and Practice of Sleep Medicine, 563–575. doi: 10.1016/b978-1-4160-6645-3.00048-7

Smith, D., Schabus, M., & Dang-Vu, T. T. (2017). Sleep: Implications for Theories of Dreaming and Consciousness. Reference Module in Neuroscience and Biobehavioral Psychology. doi: 10.1016/b978-0-12-809324-5.05972-1

Strongman, L. (2014). Conscious States of Dreaming. The Journal of Mind and Behavior35, 189–200.

Valli, K., & Revonsuo, A. (2019). Sleep: Dreaming Data and Theories. Reference Module in Neuroscience and Biobehavioral Psychology. doi: 10.1016/b978-0-12-809324-5.23628-6

 

cbird
Marmara Üniversitesi 4. Sınıf İngilizce Psikoloji öğrencisiyim. Sinirbilime büyük bir ilgi duymaktayım ve hedefim bilişsel sinirbilim alanında ilerlemektir. Bende büyük bir hayranlık uyandıran beyin, çocukluğumdan beri ilgimi çekmekte ve beni büyülemektedir.