Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Nekrofilinin Nöroanatomisi ve Örneği: Ed Gein

Biyografi

27 Ağustos 1906’da Wisconsin’de dünyaya gelmiş Edward Theodore Gein! Annesi Augusta Wilhelmine Gein, babası George Philip ve ağabeyi Henry ile 4 kişilik bir ailede büyümüş. Tabii, pek de normal bir çocukluk dönemi geçirmemiş. Çünkü anne Augusta, fazlasıyla dindar ve otoriter bir kadınmış. Baba ise evin direği niteliğinde değil, alkolik ve karısının sözünden çıkamayan bir adammış. Kısacası; çocukları da babayı da yöneten kişi Augusta’ymış. (Paratic, 2017)

Bağnazlık derecesinde dini inanca sahip Augusta, çocuklarına da kendi düşüncelerini aşılıyor, onların aklına cinsel arzuların ne kadar günah olduğunu hiç durmadan işliyormuş. Küçük bir bakkal işleten Augusta, bir yandan da para biriktiriyor, çocuklarını dış dünyanın kötülüklerinden uzak tutabilmek için bir çiftlik satın almak istiyormuş. Ve dominant kadın sonunda gereken parayı biriktirerek, hayalini kurduğu evi satın alabilmiş. Büyük bir arazi üzerindeki yeni evlerinin etrafında kimsecikler yokmuş. En yakın komşularının 1.5 km uzaklıkta olduğu evlerinde, günahlardan, günahkarlardan uzak bir hayat yaşamaya başlamışlar. (Paratic, 2017)

Böyle bir aile içerisinde büyüyen Ed Gein, okul çağına geldiğinde ağabeyinden başka hiç kimseyle arkadaşlık etmemiş bir çocukmuş. Epey çekingen bir çocuk olan Ed, ayrıca akranları tarafından “kız gibi” tanımlarıyla niteleniyormuş. Arkadaş edinme konusunda zaten yeteri kadar başarısızken bir de üstüne annesinin sınırlayıcı kuralları ekleniyormuş. Ne zaman bir yaşıtıyla yakınlaşsa, Augusta duruma el koyuyor ve onun arkadaş edinmesine izin vermiyormuş. Bu durum Ed’i üzse de annesine olan bağlılığından ve sevgisinden sesini çıkarmıyor, onun dediği her şeye boyun eğiyormuş. (Paratic, 2017)

Şekil 1 Ed Gein

Hayatı boyunca cinsel ilişkide bulunmamış olan Gein, kadınlara karşı hissettiği karmaşık duyguları pek anlayamaz ve bir kadın olma isteği geliştirir. İlk başlarda kendi kendini hadım etmeyi düşünen Gein, bir kadın derisinin kendisini yeterince kadınsı gösterdiğine inanarak, bu düşüncesinden vazgeçer. Kadın vücutlarına duyduğu isteği gitgide daha da büyüyen Gein, bir süre sonra sadece mezarlardan ceset çıkarmakla kalmaz, 1954 yılından itibaren bir cinayet işlemeye karar verir ve kurbanını annesinin öldüğü yaştan seçer. Deri işlemesinde gün geçtikçe daha da hamaratlaşan Gein, bir süre sonra meme uçlarından kemer, kafatasından bardak ve diğer süs eşyaları yapmaya koyulur. İlk cinayetinden sonra kasabanın şerifi Ed Gein’in izini bulur ve tutuklar.

Evde arama yapan polis, birçok kadavra, insan dudaklarından yapılmış kolyeler ve diğer garip nesnelerle karşılaşır. Gein’in birden çok daha fazla cinayet işlemiş olması gerektiğini düşünür ama daha sonra yapılan incelemelerle bu ceset parçalarının yakındaki mezarlıktan çıkarılan yaşlı kadın cesetlerinden kesildiği anlaşılır. Gein, ölü sevicilik ve yamyamlık gibi suçlamaları şiddetle inkar eder: kendisine göre cinayetleri sadece evini süslemek için işlemiştir.

Doktorlar Gein’e kronik şizofreni tanısı koymuşlardır. Ayrıca yaptıklarından yola çıkarak onun, gizli eşcinsel olabileceği de düşünülmüştür. Deli raporu sayesinde hapse konulmayan Gein, geri kalan hayatını ıslahevlerinde geçirir ve 1984 yılında 77 yaşında uzun zamandır çektiği kanser hastalığı sonucu yaşamını yitirir.

Psikolojik Bakış Açısı İle Nekrofili ve Kronik Şizofreni

İlk önce iki tanımı açıklayalım:

Kronik Şizozfreni: Şizofreni sıklıkla belirgin halüsinasyonlar ya da hezeyanlar ile giden, davranışın kognitif (bilişsel), emosyonel (duygusal) ve diğer fonksiyonel bozulmalarla değişkenlik gösteren, kronik ve sıklıkla relapslarla (Relaps bir kişinin geçmişte yakalandığı bir rahatsızlıktan tekrar etkilenmesi durumunda kullanılan tıbbi bir terimdir.) seyreden bir klinik sendromdur. Genç yaşta başlaması, uzun sürmesi hem hastalarda hem ailelerinde son derece olumsuz etkilere sebep olması ve toplumun kabullenmedeki güçlüğü (stigma) hastalığın sosyal yönünü daha da ağırlaştırmaktadır. Beynin en önemli fonksiyonları olan duygu, düşünce ve davranış alanın da görülen bu bozukluklar, kişinin bütün insan ilişkilerini ve gerçek hayatını derinden etkilemektedir. (Yavuz, 2018)

Şizofreni oldukça fazla bireysel ve ekonomik bedelleri olan, dünya çapında önde gelen halk sağlığı problemlerinden biridir. Şizofreni dünya nüfusunun % 1’inden daha azını etkilemektedir. Eğer şizofreni spektrum bozuklukları da dahil edilirse bu oran yaklaşık %5’e kadar yükselmektedir. Şizofreni tüm toplumlarda ve coğrafi alanlarda görülmektedir. (Yavuz, 2018)

Ed Gein’de şizofreninin oluşması durumu çevresel etkenlere, anne karnında etkilenebileceği çeşitli değişikliklere, genetik nedenlere bağlanabilir. Biz burada bilinenler üzerinden gitmeye çalışacağız.

Ed Gein annesi bahsedildiği üzere çok dindar, otoriter ve düşüncelerini aşılamaya çalışan bir kadındı. Ekstra olarak Ed Gein’in ergenlik döneminde cinsellik düşüncelerini bastırması, arkadaş kuramaması ve kalan diğer faktörler zaten bir psikolojik bozukluğa zemin hazırlamaktaydı. Ed Gein’in şizofrenik davranışları şizofrenin alt tiplerinden olan paraniod, katatonik, postpsikotik şizofronileri gösteriyor olabilir. (Yavuz, 2018)

Fakat yine şizofrenin genel anlamda risk faktörleri şöyle sıralanabilir: Çevre etkenleri; hamilelik ve doğum komplikasyonları, hamilelik sırasında influenza epidemilerine maruz kalma, maternal açıklık, Rhesus (Rh) faktörü uyuşmazlığı ve kış doğumlarının fazlalığı sayılabilir. Bu risk etkenleri, nörogelişimin patolojik bir sürecine işaret etmektedir. Ek olarak madde kullanımı da risk faktörüdür. Hastalığı sürdürücü faktörler; Kuvvetli bir şekilde ifade edilen duygular, aile üyeleri içerisinde yüksek emosyonel ifadelerle kritik ve yorum yapılması sayılabilir. Genlerin değişmiş ekspresyonu; Şizofreni ve şizofreni ile ilişkili bozukluklar (ör. şizo-tipal, şizoid ve paranoid kişilik bozukluğu, şizofreniform bozukluk ve diğer affektif olmayan psikotik bozukluklar) şizofreni hastalarının biyolojik akrabalarında artmış olarak bulunmuştur. En çarpıcı örneği tek yumurta ikizlerindedir. %50 eş görülme oranına sahiptirler. Dizigotlarda %10-15, birinci derecede akrabalarda %15, her iki ebeveynin hasta olması halinde çocuklarda görülme oranı %40’ın üzerindedir. Genetik geçiş şekli bilinmemektedir. (Yavuz, 2018)

Nekrofili

Nekrofili hiçbir yerde açıkça tanımlanamamıştır. Çok eski bir hastalıktır, ancak kolayca teşhis edilemez. Bu alanda çok az araştırma yapılmıştır. Geçmiş ve bazı vaka çalışmalarına dayanarak bunun sadece bozukluğu olan kişi için değil, toplum için de çok zararlı olduğunu göstermektedir. Bir bireyin fantezilere veya ölü insanlarla gerçek cinsel temasa karşı uyarılmasını ve çekiciliğini tanımlayabilir. Nekrofil, oral seks, penis-vajinal ilişkiden anal ilişkiye veya bir bedenin varlığında mastürbasyon gibi pek çok yolla cesedi uyarabilir. Hukuksal süreçte milletvekilleri ve uzmanlar, ölen kişiler rıza gösteremeyecekleri için nekrofiliyi rıza dışı buluyor. (Kumar, 2019)

Yine Ed Gein’in şizofreniyi ve nekrofiliyi nasıl geliştirdiğine yazılan göz atalım (Blog sitesi Paratic, 2018’ den alıntıdır.);

Arkadaş edinme konusunda yeteri kadar başarısız olan Ed Gein bir de üstüne annesinin sınırlayıcı kuralları ekleniyormuş. Ne zaman bir yaşıtıyla yakınlaşsa, Augusta (annesi) duruma el koyuyor ve onun arkadaş edinmesine izin vermiyormuş. Bu durum Ed’i üzse de annesine olan bağlılığından ve sevgisinden sesini çıkarmıyor, onun dediği her şeye boyun eğiyormuş.

Ağabeyi Henry, annesiyle Ed’in tuhaf bağlılığını eleştiriyor ve Augusta’yla yaptığı konuşmalarda da sık sık duygularını belli ediyormuş. İşte bu nedenle de Henry’nin genç yaşta ölmesi, yıllar sonra Ed Gein’den şüphelenilmesine neden olmuştur. 4 kişilik tuhaf aile yaşantıları böyle devam ederken, 1940 yılında babasının ölümü sonucunda koca evde 3 kişi kalmışlar. Birkaç yıl sonra ağabeyinin de ölmesi üzerine, otoriter anne Augusta ile Ed bir başına kalmış.

Ağabeyi Henry’nin ölümü epey şüpheli görünmesine rağmen polisler bu olayın üzerine fazla gitmemiş. Çünkü kimse Ed’in ağabeyini öldürebileceğini düşünmüyormuş. Peki, annesiyle Ed’le arasındaki tuhaf ilişkiden dolayı sık sık tartışan ve Ed’in çok değerli annesini üzen Henry nasıl ölmüş? Olay 16 Mayıs 1944’te Gein çiftliğinin yakınlarında çıkan bir yangının söndürülmeye çalışıldığı gece yaşanmış. Ve yangın söndürüldükten sonra Ed Henry’yi bulamadığı için polise haber vermiş.

Yapılan araştırmadan sonra Henry yangının ulaşamadığı bir yerde ölü halde bulunmuş. Kafasında morluklar olan Henry’nin ölüm nedeni ise oksijensiz kalma olarak belirtilmiş. Artık annesini kimseyle paylaşmak zorunda olmayan Ed Gein için bu durum pek de kötü sayılmazmış. Fakat psikolojisi bozuk olan Ed’in mutluluğu çok uzun sürmemiş. Zira annesi 1945 yılında geçirdiği kalp krizi neticesinde hayata veda etmiş.

Bu olay, Ed Gein için büyük bir yıkım olmuş. Hayatında ilk defa annesinden ayrılan Ed’in zaten yerinde olmayan psikolojisi her geçen gün biraz daha bozulmuş. Yapayalnız kalan Ed, annesini diriltmek için anatomi öğrenmeye başlamış. Bu arada annesini ziyaret etmek için sürekli mezarlığa gidiyor, bir diğer yandan da annesini nasıl diriltebileceğini düşünüyormuş. Sonunda mezarlardan ceset çalmaya başlamış. Anatomi bilgisini çaldığı cesetler üzerinde uygulamaya koyulan Ed Gein, kısa süre içinde annesini diriltmenin mümkün olmadığını anlamış.

Gerçeği gördükten sonra Augusta’nın derisini yüzmeye karar veren Ed, bazen deriyi annesinin elbiseleriyle birlikte üzerine giyiyor, kendini onun yerine koyuyormuş. Mezar soygunculuğu yapmaya başlayan Ed Gein, bu süreçte kadın vücuduna duyduğu ilgiyi keşfetmiş, hatta bir dönem bahsedildiği gibi kendisini hadım ederek kadın olmayı bile düşünmüş. Fakat daha sonra çaldığı cesetlerden yaptığı maskelerin, kadın gibi hissetmesi için yeterli olacağına kanaat getirmiş. Daha çok orta yaşlı kadınların cesetlerini çalan Ed Gein, bunlardan eşyalar yapıyor, kendisine kocaman bir koleksiyon oluşturuyormuş. Kafatasından kaseler, dillerden, dudaklardan kolyeler, derilerden kılıflar, meme uçlarından kıyafetler gibi akıl almaz eşyalar yapan psikopat, tüm bunların taze deriyle daha güzel olacağını düşünerek 1954 yılında annesinin yaşlarında bir kadını öldürmüş. Bir bar sahibi olan 54 yaşındaki Mary Hogan’ı silahıyla vurup öldüren Ed Gein, onu arabasına taşıyarak evine götürmüş. Yüz derisini soyarak bir kadın maskesi yapan Ed, kadının vücudundan daha pek çok farklı eşya yapmış. 1957 yılında da 58 yaşındaki hırdavat dükkanı sahibi Bernice C. Worden’i öldüren Ed Gein, bu cinayetten kısa süre sonra yakalanmış.

Şekil 2 Ed Gein Evinde Bulunanlar

Ev Aramasında Bulunanlar Yetkililer Tarafından Şu Şekilde Listelenmiş:

  1. 4 burun
    2. Bütün bir insan vücudundan kalan kemikler
    2. Dokuz tane insan derisinden yapılmış yüz maskesi
    3. İnsan kafatasından yapılmış kaseler
    4. 10 tane testere ile kesilmiş kadın kafası
    5. İnsan derisiyle kaplanmış pek çok sandalye ve koltuk
    6. Worden’ın kese kağıdına koyulmuş başı
    7. Bir ayakkabı kutusu içerisinde 9 kadın cinsel organı
    8. Buzdolabında çeşitli organlar
    9. Jaluzinin ipine geçirilmiş bir çift dudak
    10. Kadın memelerinden yapılmış bir kolye
    11. İnsan yüzü derisinden yapılmış bir abajur

Polislere 1947 ile 1952 yılları arasında mezarlıkları 40 kez ziyaret ettiğini anlatan psikopat, 30 ziyaretinde kendisini toplayıp eve geri döndüğünü söylemiş ve diğerlerinde kendisini durdurmayarak 9 tane yeni gömülmüş orta yaşlı kadının cesedini çaldığını itiraf etmiş. Cesetlerden hiçbirine tecavüz etmeyen seri katil, bunun nedeni olarak da çok kötü koktuklarını söylemiş, zaten hayatı boyunca hiç kimseyle de cinsel birliktelik yaşamamış. Kendisine yapılan ölü sevicilik ve yamyamlık suçlamalarını kabul etmeyen Ed Gein, o eşyaları evini süslemek amacıyla yaptığını öne sürmüş. Sorgulamalar sırasında hiçbir duygu belirtisi göstermeyen ruh hastası adam, 21 Kasım 1957’de birinci derece cinayetten hakim önüne çıkartılmış.

Nörobilimsel Bakış Açısı

Yaklaşık 100 yıldır süren yoğun çalışmalara karşın, şizofreni için özgül yapısal ya da işlevsel bir anatomik bozukluk kesin olarak gösterilmiş değildir. Şizofrenide lateral ventriküllerin temporal boynuzlarının ve üçüncü ventrikülün genişlemiş olduğu bilgisayarlı tomografi ile hastaların yaklaşık %80’inde saptanan en yaygın bulgudur. Bu genişlemeye yol açan neden henüz saptanmamıştır. Hipokampus ve parahipokampus gibi medial temporal yapılarda bu genişlemeye eşlik eden bir hacim küçülmesi her zaman saptanmamıştır. (Rezaki, 1998)

İşitme korteksinin temporal loblarda yerleşmiş olması, şizofreni kliniği içinde yer alan işitme varsanıları ile bu bölge arasında bir ilişkinin varlığını akla getirir. İşitme korteksine ait yapısal bir bozukluk güvenilir şekilde gösterilmemiş olmakla beraber, işitme varsanıları olan hastalarda işitme korteksinin dışarıdan gelen uyarılarla etkinleşmesinin azaldığına ilişkin bir çalışma vardır. (Rezaki, 1998)

Şizofreni hastalarında ortaya çıkarılan bir başka patolojik bulgu prefrontal korteks işleviyle ilgilidir.

Genel olarak, şizofrenili hastaların gerektiğinde, prefrontal korteksteki bazı alanları etkinleştiremedikleri kabul edilir.

Şekil 3: Sol tarafta sağlıklı bir bireyin Ventrikül Sistemi, Sağda şizofrenili bir bireyin Ventrikül Sistemi görülmektedir.

Bazı şizofreni hastalarının prefrontal loblarında yapılan mikroskopik incelemelerde nöron yerleşimlerine ve yoğunluklarına ilişkin bozukluklar bulunmuşsa da tutarlı sonuçlar elde edilememiştir. (Rezaki, 1998) Frontal loblarda glutamat, serotonin, dopamin, GABA gibi nörotransmiterlerin reseptörleri ya da bunları içeren akson uçlarına ait bozukluklar bildiren çalışmalar vardır. (Rezaki, 1998)

Prefrontal kortekse komşu olan ve limbik sistemin bir parçası sayılan singulat korteksin ön bölgesi de şizofrenide işlevi bozulan ve özellikle motivasyonla ilgili negatif belirtilerin ortaya çıkmasına katkısı olan alanlardan biri olabilir. Prefrontal korteksin yanı sıra singulat korteksin ön bölümünün de şizofenide işlev bozukluğu gösterdiğine ilişkin yayınlar vardır. (Rezaki, 1998)

Nörotransmiter sistemleri ve anatomi ile ilgili bütün verileri bir araya getirirsek henüz şizofreniyi açıklayabilecek özgül bir patofizyolojik bulguya ulaşılamadığı görülmektedir. Son yıllarda gelişen moleküler biyoloji teknikleri ile ve heterojen bir sendrom yerine daha özgül belirti kümelerine sahip hastaların incelenmesiyle yakın gelecekte daha olumlu sonuçlar elde edilmesi beklenmelidir. Böylece hastalığın önüne geçmek olanaklı olmasa bile, belirtilere daha doğrudan etkili olabilecek ve yan etkisi daha az tedaviler geliştirilebilecektir. (Rezaki, 1998)

KAYNAKÇA

  • Ed Gein, 2020, Vikipedi, Özgür Ansiklopedi, Erişim: 01.01.2021, https://tr.wikipedia.org/wiki/Ed_Gein
  • Paratic, Ed Gein Kimdir? Tuhaf Seri Katilin Hayatı ve Cesetlerden Yaptığı Eşya Koleksiyonu, 2017, Erişim: 01.01.2021, https://paratic.com/ed-gein-kimdir/
  • Yavuz Ruhi, ‘’Şizofreni’’, İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri 49 TÜRKİYE’DE SIK KARŞILAŞILAN PSİKİYATRİK HASTALIKLAR Sempozyum Dizisi No:62 •Mart 2008 S:49-58
  • Pradeep, Rohtak Sushma Rathee, Rajiv Gupta, ‘’ Necrophilia: An Understanding’’, June 2019The International Journal of Indian Psychology 7(2):607-616
  • Rezaki Murat, ‘’Şizofreni Nörobiyolojisine Kısa Bir Bakış’’, Klinik Psikiyatri, 1998;1:31-34

 

Barış Akar
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa- Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik 4.Sınıf Öğrencisi. Sinirbilim Topluluğu Kurucu/Başkanıdır. Sinirbilimin her alanına ilgi duyup bu yönde etkinlikler düzenleyip, kitaplar yazmaktadır. İlke olarak sinirbilimi geliştirmek, yaymak ve araştırmak olarak benimsemiştir.