Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Normal ve Patolojik (Demans) Beyin Yaşlanması

Yaşlanma, başta beyin olmak üzere tüm vücut doku ve organlarını etkileyen ve pek çok faktör tarafından etkilenen fizyolojik bir süreçtir. Farklı organlar farklı şekillerde yaşlanır. Beyinde yaşlanma esas olarak dikkat, bellek, işlem hızı ve diğer bilişsel işlevlerde düşüş ile ilişkilidir. Fizyolojik beyin yaşlanması 40 yaşından itibaren başladığı ve 80 yaşından sonra da devam ettiği gösterilmiştir. Beynin volümü 40 yaşından sonra her on yılda yaklaşık %5 oranında azalmakta ve 70 yaşından sonra azalma oranı artmaktadır. Yaşamın üçüncü dekad (on yıl)’ından dokuzuncu dekadına kadar, beynin ağırlığında 1394 gramdan 1161 grama kadar ortalama 233 gram kayıp olur. Yaşlanan beyindeki bir diğer en büyük kayıp limbik sistemdeki hücre kaybıdır. Buradaki kayıplar bellek problemlerini de yanında getirir. Ball, hipokampüsteki hücrelerde 45-95 yaşları arasında % 27’lik bir kayıp olduğunu kaydetmiştir. Scheibel ve ekibi ise, yaşlanan beyinde özellikle neokorteksin 3. ve 4. katlarındaki nöronal dendritlerin kaybedildiğini bulmuşlardır. İlginç olarak bu kayıptan etkilenen nöronların genişlemiş dendritik ağ sergilediği görülmüştür. Bu da yaşlı nöronların bile hücre kaybına reaksiyon olarak yeni sinapslar geliştirme kapasitesi olduğunu göstermektedir.

80’li yaşlarda sinir sisteminde meydana gelen fizyolojik ve anatomik düzeyde azalmalar:

  • Beyin ağırlığı %10-15 aralığında
  • Beyin kan akımı %20
  • Sinirlerdeki lif sayısı % 37
  • Sinir iletim hızı %10
  • Tat cisimciklerinin sayısı %64 oranında azalmaktadır.

Sağlıklı yaşlanma sürecinde normal olarak beyin fonksiyonlarında belli düzeyde bir gerileme görülür ancak demans belirtileri gerilemeden farklıdır. Normalde insanlar, ileride demansa dönüşecek olsun ya da olmasın, 60 yaşlarından itibaren neokortikal plaklar ve nörofibriler yumaklar (NFY) geliştirmeye başlarlar. Normal beyin yaşlanması ve patolojik beyin yaşlanması arasındaki en önemli farklardan biri ise, nörofibriler yumakların (NFY) varlığı ve dağılımıdır. Normal yaşlanmada, beyinde etkilenen her dokudaki NFY sayısı nispeten düşük ve olfaktör nükleus, parahipokampal girus, amigdala ve entorinal korteks ile sınırlıdır. Patolojik beyin yaşlanmasında, demansta, NFY genellikle amiloid plakları ile birlikte bulunur ve tüm beyinde yaygındır. Buna göre normal yaşlılık sürecinde NFY sayısıyla kronolojik yaş arasında korelasyon gösterilmiştir. Patolojik yaşlanmada ise demans ağırlığı ve süresiyle paralel biçimde, NFY’nin belli bir bölgedeki sayısı artar ve daha önce görülmeyen bölgelerde NFY görülür hale gelir.

Serebral korteksdeki farklı nörotransmitter sistemlerinde yaşa bağlı olarak değişiklikler gözlenir. Özellikle norepinefrin ve serotonin gibi nörotransmitterler demanstan etkilenirler ve demans hastalarında anksiyete, depresyon, uykusuzluk, bellek kaybı veya davranış bozukluklarına ve bilişsel ve bilişsel olmayan semptomlara neden olabilirler. Ayrıca yapılan araştırmalara göre yaşlanmadan en çok etkilenen nörotransmiterler dopamin ve serotonin olarak bulunmuştur.

Yapılan çalışmalarda gri madde volüm kaybının erken yetişkinlikte başlayıp, erişkin yaşam boyunca yaşla doğrusal bir şekilde arttığı; beyaz madde kaybının ise orta yetişkin yaşa kadar görülmediği fakat 40 yaştan sonra gri madde volüm kaybından daha hızlı şekilde kayıp olduğu gözlenmiştir. Her ikisi de cinsiyetten bağımsız olarak ortaya çıksa da cinsiyete göre volüm kaybı farklılaşmaktadır.

Şekil A. Gri madde (GM) kaybı erkeklerde daha hızlı olmaktadır. Şekil B. Beyaz madde (BM) kaybı kadınlarda daha fazla olmaktadır.

Araştırmalar, normal yaşlanmanın özellikle zihinsel hız, epizodik bellek işlevi, yönetim becerileri, işlem hızı, dikkat, reaksiyon süresi ve sözel olmayan problem çözme gibi çeşitli alanlardaki bilişsel yetileri azalttığını göstermektedir. Ek olarak beynin yapısal büyüklüğü, kortikal kalınlık, beyaz madde ve gri madde bütünlüğü, dopaminerjik aktivite ve hipokampus gibi beyin bölgelerinin fonksiyonlarında; uzun süreli bellek ve çalışma belleği işlevlerinde yaş ile birlikte azalma görülür. Fakat bu fonksiyonlardaki azalma fonksiyonel görüntüleme çalışmaları sonuçlarına göre prefrontal aktivasyonda artışı da getirdiği bulunmuştur. Bu fenomeni açıklamak için ‘’Scaffolding Theory of Cognitive Aging” (STAC) önerilmiştir. STAC, beynin yaşlanmaya ilişkin bilişsel bozulmaları hafifletme çabasıdır. Nöral yapı ve fonksiyonlarda azalma ile ortaya çıkan bozulmalara önlem olarak beynin frontal aktivasyonunda artışa geçilmesi ile ilgili adaptif beyin mekanizmasıdır.

Ancak demans daha ileri bir durumdur ve geri dönüşü yoktur. Bilişsel becerileri geliştiren eğitim, sürekli zihinsel çaba, doğru beslenme ve egzersiz beynin patolojik yaşlanmaya karşı korunmasını sağlamaktadır. Beyin hücreleri büyüyebilir, yeni sinaptik bağlantılar kurulabilir ve öğrenme hayat boyunca sürebilir. Öğrendikten sonra yeni bilgileri hatırlama yeteneği, 40 yaşından sonra yavaş yavaş azalır ancak normal yaşlanmada tümüyle kaybolmaz. Patolojik yaşlanmada ise yeni bilgiyi öğrenme, hatırlama, bu bilgiyi işleme ve hatta eski bilgileri geri getirme neredeyse tamamen zarar görür.

Alzheimer nöropatolojisi, transentorhinal korteks ve entorhinal korteksten (ERC) başlayıp; hipokampüse ilerleyerek bütün limbik sisteme ve neokortekse yayılmaktadır. Bu klinik bulguları incelemek amacıyla kullanılan MRG ve nörogörüntüleme çalışmalarında Alzheimerlı yaşlı bireyler ile sağlıklı yaşlı bireylerin ERC, hipokampüs ve neokorteksleri karşılaştırıldığında önemli volumetrik farklılıklar olduğu gözlenmiştir. Bir çalışmada sağlıklı yaşlı bireyler ile Alzheimer hastası bireyler ERC, hipokampüs, tüm beyin atrofi (öncesinde normal büyüklükte olan organ/dokunun büyüklüğünün sonradan küçülmesi) oranları yönünden karşılaştırılmıştır. Buna göre Alzheimerli bireylerde sağlıklı bireylere göre tüm beyin atrofi oranı 2.5 kat, ERC ve hipokampüs atrofi oranı 5 kat daha fazla bulunmuştur.

Buna göre sonuçta yaşlanma dediğimiz olgu kaçınılmazdır fakat beynin ne yönde yaşlanacağı bireylerin genç yaşta yaptıkları davranışlara göre şekillenmektedir. Beynin sağlıklı bir şekilde yaşlanması için eğitim, bilişsel olarak aktif olmak, sosyal etkinliklere katılmak, öğrenme ve araştırma davranışını düzenli bir şekilde sürdürmek alınabilecek en temel önlemlerdendir.

Kaynakça:

Akdeniz, M., Kavukcu, E., ve Teksan, A. (2019). Yaşlanmaya Bağlı Fizyolojik Değişiklikler ve Kliniğe Yansımaları. Turkiye Klinikleri Family Medicine-Special Topics10(3), 1-15.

Polat, F. ve Kumral, E. (2010).  Normal ve patolojik beyin yaşlanması. Ege Tıp Dergisi 49(3), 3-10.

Şerife Beyza Soysal
Hacettepe Üniversitesi psikoloji bölümü 3. sınıf öğrencisidir. İlgilendiği alt alanlar klinik nöropsikoloji, evrimsel ve adli psikoloji. İleride yurtdışında çalışmayı hedeflemektedir.