Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Otizm Spektrumunun Nörobiyolojik Açıklaması

Otizm; yaşamın erken dönemlerinde başlayan, yaşam boyu süren; sosyal ilişkiler, iletişim ve davranış alanlarında sorunlar ile bilişsel gelişmede gecikme ve sapmayla belirli nöropsikiyatrik bir bozukluktur. Üç yaşından önce ortaya çıksa da üç yaşından sonra belirtiler farkına varılacak düzeye gelir. Erkeklerde görülme olasılığı daha yüksektir. Fakat kızlarda dil ve bilişsel problemler, erkeklere kıyasla daha fazla olmaktadır. Nedenleri arasında genetik faktörler, çevresel faktörler (anne-baba ihmali gibi) ve zihinsel işlevlerdeki anormalliklerdir. Çeşitli çalışmalarda beyin, beyin sapı, beyincikteki farklılıklar ile genetik faktörlerin otizmle ilişkisi araştırılır. Beynin frontal lobunda görülen farklılıklardır. Frontal lobda görülen farklılıklar, çocuklarda gözlenen yinelenen ve takıntılı davranışların nedeni olarak açıklanır.

Baş çevresi çalışmalarında otistik çocukların doğumda baş çevreleri normal sınırlar içindeyken bir yaşına doğru baş çevresi büyüme hızında artış, %14-30’unda bir yaşına doğru gelişen ve makrosefali boyutlarına ulaşan baş çevresi büyüklüğü, %20-95’inde ise normal kontrollerle karşılaştırıldığında ortalama %10 daha büyük baş çevresi olduğu görülmüştür. Bu bulguların sonradan gelişen frontal korteks gibi yüksek işlevlerle ilgili bölgelerdeki gelişim bozukluğuna işaret edebileceği düşünülüyor. Bebeklik döneminden sonra baş çevresindeki hızlı büyüme giderek yavaşlamakta, hatta normal gelişen çocukların baş çevresi büyüme hızının altına düşmektedir. Baş çevresi büyüklüğü ve büyüme hızı çocukluk dönemi ile birlikte otizmdeki anlamlı farklılığını yitirmektedir. Ergenlik ve erişkinlik dönemlerinde baş çevresi ve beyin hacimleri açısından otizmde belirgin farklar görülmemektedir. Beyin görüntüleme çalışmalarda doğumda normal olan toplam beyin hacminin 2-4 yaşları arasında kortikal beyaz ve gri cevherde olmak üzere arttığı, normal kontrollere göre ortalama %6-10 büyük olduğu, ancak 6-16 yaşlarında hacim artış hızında azalma hatta duraklama ile hem gri hem de beyaz cevher hacminin kontrollerle benzer boyutlara geldiği gözlenmiştir. (ULAY & ERTUĞRUL, 2009)

Beyin hacmine karşın beyin metabolizmasının ne durumda olduğu teknik gelişmeler doğrultusunda ancak son on yıldır araştırılmaya başlanmıştır. 3-4 yaşlarında toplam beyin hacminde artış bulgusu olan otistik çocuklarda yapılan MRS çalışmalarında hacim artışına karşın serebral kortekste N-asetil aspartat (beyin için glumattan sonra en önemli moleküldür.), kreatin ve miyoinositol (insan vücudunda üretilen ve B vitamini kompleks grubuna ait, doğal olarak oluşan bir maddedir.) düzeyleri düşük saptanmıştır. Artmış hacme karşın, çoğunlukla nöron gövdeleri ve aksonlarda bulunan bu metabolitlerin azalması çelişkili görünse de, nöronlardan çok glial hücreler, dendrit ve sinapsların toplam beyin hacmini arttırması, aksodendritik budanma, programlanmış hücre ölümü, ve nöroinflamasyon gibi farklı mekanizmalarla açıklanmaya çalışılmıştır. (ULAY & ERTUĞRUL, 2009)

Hacim artışının dağılımına bakıldığında gri cevherde %18’e, beyaz cevherde ise %38’e varan artışlar bildirilmiştir. Büyüme hızının yavaşlayarak beyin hacminin normal kontrollerle benzer boyutlara yaklaştığı ergenlik döneminde hem gri hem de beyaz cevher hacim artış hızında azalma tespit edilmiştir. Gri ve beyaz cevherin hacim artış hızındaki azalmaya bakıldığında ise beyaz cevher artış hızının daha fazla azaldığı görülmüştür. Beyaz ve gri cevher miktarının farklı bölgelere göre dağılımına bakıldığında ise sonuçlar çelişkili olmakla birlikte, ergen otistiklerde sağ fronto-temporal ve fronto-oksipital bölgelerde beyaz cevherde görece daha fazla azalma, frontostriatal ve serebellar bölgelerde ise gri cevherde görece daha fazla azalma olduğu bildirilmektedir. (ULAY & ERTUĞRUL, 2009)

Hacim artışının serebral korteks, serebellum ve limbik yapılardaki beyaz ve gri cevher artışına bağlı olduğu yönündedir. Beynin farklı lobları karşılaştırıldığında hacim artışı sırasıyla en çok frontal, temporal ve parietal loblarda dikkat çekmiştir. En yüksek hacim artışının saptandığı frontal lobu detaylı olarak inceleyen çalışmalarda ise özellikle dorsolateral, prefrontal korteks ve ön singulat korteksinde içinde bulunduğu medyal frontal kortekste hacim artışı saptanmıştır. Ayrıca yüksek işlevli otistiklerde sıklıkla amigdala hacminde iki taraflı artışlar gözlenmiştir. (ULAY & ERTUĞRUL, 2009)

Ölümardı çalışmalarda en çok tekrarlanan bulgulardan biri serebellumda purkinje (beyinciğin ürünlerini taşıyan bir sinir hücresi tipi) hücrelerinde azalmadır. Frontal lob hacminde artış ile serebellum hacminde azalmanın ilişkili olabileceği, serebellumda azalmış olan purkinje hücrelerinin yeterince önleyici (inhibitör) sinyal gönderememesinin, serebellumdan çıkan uyarıcı sinyallerin artmasının frontal büyüme ile ilişkili olabileceği iddia edilmiştir. Otizmde talamus hacminde daha önce herhangi bir farklılık saptanmamış olmasına karşın yakın dönemde yapılan bir çalışmada yüksek işlevli erkek hastalarda toplam beyin hacmine göre düzeltildiğinde talamus hacminde azalma gösterilmiştir. (ULAY & ERTUĞRUL, 2009)

Dil ve sosyal biliş alanında işlev gösteren temporal lob ve amigdalada etkinlik farklılıkları saptanırken, arka kortikal alanlarda etkinlik artışı saptanmıştır. Otistik bireyler dil ve sosyal biliş alanında, sanki beyinlerinin etkin olması gereken yerlerini etkinleştiremiyor ve farklı alanları etkinleştirerek aynı işleri yapmaya çalışıyor gibi görünmektedir. Otizmin pek çok farklı çevresel, biyolojik ve genetik faktörlerin etkileşimi ile ortaya çıkan heterojen nöropsikiyatrik bir bozukluk olduğu bilinmektedir. Yapısal beyin görüntüleme çalışmaları ile pek çok farklı anatomik değişiklikler ortaya konmuştur ki, bu da gelişimin erken dönemlerinde nöron ağlarında olan yaygın bir bozukluğa işaret etmektedir. (ULAY & ERTUĞRUL, 2009)

Gelişimsel psikoloji alanında yapılacak olan beyin görüntüleme çalışmaları gelişimsel bir psikopatoloji olan otizmin nörobiyolojisinin aydınlatılmasında yol gösterici olabilir. İşlevsel beyin görüntüleme çalışmalarında da gelişimsel bakış açısıyla yapılacak, erken yaşlarda başlayan takip çalışmalarına ihtiyaç vardır.

Kaynakça

ULAY, H. T., & ERTUĞRUL, A. (2009). Otizmde Beyin Görüntüleme Bulguları: Bir Gözden Geçirme. Türk Psikiyatri Dergisi, 164-174.