Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Pedofili Kişilerin Nöroanatomik Temelleri ve Kişilik Özellikleri

Pedofili altı aylık sürede ergenlik dönemine girmemiş bir çocuk veya birden çok çocukla devamlı cinsel ilişkiye girme veya cinsel etkinliklerde bulunma olarak tanımlanmıştır. Adli veya kriminal bir vaka olmayıp klinik bir tanıdır. DSM-4 -TR tanı ölçütlerine göre pedofili tanısı için kişimin on altı yaşında olması ve cinsel birliktelik yaşadığı çocuklardan en az beş yaş büyük olmalıdır. Pedofili kimselerin daha çok 40 ila 70 yaş aralığındaki kimselerde gözlendiği ve %50-%70 oranında parafili belirtileri de çalışmalar sonucu bulunmuştur. Birçoğunun erkek olduğu bulunsa da kadınlarda daha az vaka görülme nedeni genelde çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılarken (banyo, altını temizleme, üstünü değiştirme) gerçekleştiği için fark edilemiyor olmasıdır. (Erdoğan, 2010) Pedofili kimseler genelde cinsel istismarı gerçekleştirdiği çocuğun/çocukların tanıdıkları, yakın ilişki içerisinde oldukları kimselerdir. Faillerin %60 ila %70’i komşu, öğretmen, otorite figürleri veya akrabalar yani çocuğun güvenini kazanmış kimselerdir. Failler bu çocukların veya istismarda bulundukları çocukların ailesinin güvenini kazanmış ve çocuğa yakın olacak konumlara yerleşmişlerdir. (Bakıcı, spor hocalığı, komşu…) Fakat cinsel istismar sırasında saldırgan olan faillerin genelde çocukları tanımadıkları görülmüştür. (Erdoğan, 2010)

Pedofili kimseler aile içinde veya eşleriyle sıcak ilişkiler kuramayan psikopatik, içe kapanık veya aile dışındaki bireylerle sosyal ilişki içerisine giremeyen kimselerdir. Sonuçlarını düşünmeden hareket eden, plansız, kompulsif-agressif, empati becerileri düşük, pasif-agresif, narsist, sadist, öfke ve düşmanlık duyguları yoğun, dürtüsel ve engellenmeye tahammülleri olmayan kişilik özelliklerine sahip oldukları Cohen ve arkadaşları tarafından gözlenmiştir. Pedofilik bireylerin yakınlık kurma ve bağlanma becerilerinde de kısıtlılıklar olduğu bildirilmektedir. Pedofilik 186 olgunun değerlendirildiği bir çalışmada pedofili kimselerin psikopatik sapma, erkeksi-kadınsı, tutarsız, şizofreni veya paranoyaklıkla anlamlı derecede ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre A ve B grubu kişilik bozukluklarına benzer şekilde pedofilik bireylerin çoğunun sosyal olarak yalıtılmış, duygusal açıdan dalgalı bireyler oldukları yorumu yapılmıştır. Gelişmiş ülkelerdeyse pedofili kimselerin hemen hemen %50’lik oranın evli olduğu bulunmuştur. (Erdoğan, 2010)

Peki neden bu kimselerde pedofili gözlenir?

  1. Biyolojik Yatkınlık

Deneysel verilere göre genler hem davranışlardaki bozuklukların hem de cinsel davranışların ortaya çıkmasında rol oynar. Comings’in yaptığı bir çalışmada, Gts genlerin yüklülüğü ile parafilik durumlar arasında pozitif bir ilişki saptamıştır. Çalışmayı yapan Comings sonucu, cinsel davranışların ve cinsel dürtülerin çocuğa yöneltilmesi genetik olan ödül eksikliği sendormu’nun ‘‘doğal olmayan ödülün kötüye kullanımı’’ türüne uyar. Blanchard ve arkadaşlarının çalışmalarına göreyse pedofili kimselerin annelerinin psikiyatrik tedavi öyküsü olduğuve bu yüzden genetiğin yanında çevresel faktörlerinde yadsınamaz düzeyde olduğu yorumlanmaktadır.

  1. Nöropsikiyatrik Farklılıklar

Pedofilinin nörogelişimsel bir bozukluk olduğu düşünülmektedir. Pedofilinin nöroanatomik teorisinde Frontal Yönetsel İşlev Bozukluğu ile Temporal-Limbik Teori söz konusudur.

  • Frontal Yönetsel İşlev Bozukluğu

Frontal Yönetsel İşlevlerdeki Bozukluklar Teorisi, frontal korteks işlev bozukluğuna bağlı olarak baskılanmanın kalkması sonrası cinsel davranış bozukluklarının ortaya çıktığı gerçeği gözönünde bulundurularak oluşturulmuştur. Pedofili olguları ve diğer cinsel saldırıda bulunan bireylerin kontrollü sözcük bağlantı, hazzın geciktirilmesi, Porteus Labirent, Stroop ve Wisconsin Kart Eşleme gibi nörofizyolojik testler sonucunda amaçlı yürütücü işlevlerinin bozuk olduğunun saptanması bu teoriyi destekler niteliktedir. Pedofili ve diğer kompülsif cinsel davranış bozukluklarının; dürtü kontrol bozuklukları, kleptomani, piromani (kasıtlı yangın çıkarma), patolojik kumar ve saç yolma hastalığı gibi OKB spektrum bozuklukları ve Tourette sendromu (Toplum içinde kendini tutamama, aniden bağırma ve tik hastalığı) gibi nörolojik bozukluklarla benzerliği bu teoriyi destekler. Pedofili ve OKB spektrum bozukluklarının etiyolojisi tam olarak anlaşılamamış olsa da her iki bozuklukta da beynin aynı bölgelerinde anormallikler saptanmakta, önemli fenomenolojik ve genetik benzerlikler bulunmaktadır. Beyindeki yapısal anormallikler bireylerde antisosyal ve sosyal davranışların oluşmasına neden olur. Striato-talamo-kortikal döngü ve frontal lobların dopaminerjik innervasyonunun, dürtüsellik, bağımlılık ve takıntı davranış eğilimlerinin patofizyolojisinde önemli rol oynar. Schiffer ve arkadaşlarının yirmi dört homoseksüel ve heteroseksüel sağlıklı kontrollerle, on sekiz pedofilik olguyu beyin manyetik rezonans görüntüleme yöntemiyle karşılaştırdıkları çalışmalarında, pedofilik bireylerde ventral striatum, orbitofrontal korteks ve cerebellum bölümlerinde gri cevherde azalma olduğunu saptamışlardır. (Erdoğan, 2010)

  • Temporal-Limbik Teori

Temporal lobla ilgili bozukluklarda hiperseksüel ve hiposeksüel davranışlar görüldüğü bilinmektedir. Temporal lobun erotik ayırım yapma ve uyarılma eşiği ile ilgili olduğu gösterilmiştir. Pedofili olguları ile kontrollerin karşılaştırıldığı beyin görüntüleme çalışmalarının çoğunda temporal lob anormallikleri saptanmıştır. PET çalışmalarında sağ inferior temporal korteks ile süperior ventral frontal girusda glukoz metabolizmasında azalma olduğu tespit edilmiştir. Nöroradyolojik farklılıkları kişilik bozukluğu ve pedofili gibi psikiyatrik bozukluklarda ve TSSB hastalarının MR görüntülemelerinde prefrontal korteks, orbitofrontal korteks ve insula bölgelerinde benzer değişiklikler gözlenmiştir. Ayrıca pedofili olgusuyla yapılan çalışmalarda serotonin fonksiyonu ve metabolizmada farklılıklar tespit edilmiştir. Blanchard ve arkadaşları bu sonuçları erken çocukluk dönemindeki yaralanmaların, nörogelişimsel farklılıkların bireylerin çocuklara cinsel yönelim geliştirmesinde etkili olabileceğini belirten teorileri desteklediği şeklinde yorumlamışlardır. (Erdoğan, 2010)

  1. Çevresel ve Sosyal Faktörler

Faillerin birçoğunun çocukluklarında cinsel istismara maruz kalan bireyler oldukları görülmüştür. Kişinin çocukluğunda benzer duruma maruz kalması aynı eylemiş yetişkinliğinde gerçekleştirmesine neden olan en önemli çevresel etken olarak görülmektedir. Bu ilişki “mağdurluk-saldırganlık döngüsü” veya “mağdur edilmiş-mağdur eden fenomeni” olarak adlandırılır. Bu döngüyü açıklayan birçok teori bulunmaktadır. En başında ‘saldırganla özdeşim’ olarak bilinen ve cinsel istismara uğrayan kişinin kurban konumundan kurtulmak için saldırgan konuma gelmesi, yeni bir kimlik oluşturmasıdır. Çocukluk döneminde yaşanan istismarın, yetişkinlikte psikopatolojiye neden olduğu görülmüştür. Fakat olasılığın gerçekleşme ihtimali kadar gerçekleşmeme ihtimali olduğu da bilinmelidir. Teorilerin yanında pedofili kimselerin daha çok düşük veya orta ekonomik, düşük eğitim düzeylerde olan ve görsel-sözel bellek puanlarında normalden sapma gösterdiği, pedofilik bireylerin zekâ düzeylerinin normallere göre düşük olduğu tespit edilmiştir. Örneklemin genelde hapis yatan, işsiz kimselerde gözlendiği fakat örneklemi bu konumdaki herkese genellememek gerektiği bilinmelidir. (Erdoğan, 2010)

Hazırlayan: F. Betül YILMAZ

Kaynakça

Erdoğan, A. (2010). Pedofili: Klinik Özellikleri, Nedenleri ve Tedavisi. PSİKİYATRİDE GÜNCEL YAKLAŞIMLAR, 132-160.