Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Perkosizomal Bozuklukların Beyin Üzerine Etkisi

Peroksizomal hastalıklarda yağ asidi metabolizmasındaki yetersizlik nedeniyle çok uzun zincirli yağ asitleri böbrek, karaciğer ve beyin gibi birçok farklı organ ve dokuda birikmektedir. Bu durum aynı zamanda beyin proteinlerinde ve beyinde birtakım hasarlara ve/veya işleyişte hatalara yol açmaktadır.Peroksizomal hastalıkların beyin üzerinde yarattığı iki önemli sendrom vardır.Bunlar CEDNIK Sendromu ve Zelllweger Sendromudur.

CEDNIK Sendromu

CEDNIK sendromu, bir veziküler membran füzyon proteinini kodlayan sinaptozomal ilişkili protein 29’daki (SNAP29) bialelik patojenik fonksiyon kaybı varyantlarının neden olduğu nadir bir genetik durumdur.Klinik belirtiler arasında önemli gelişimsel gecikme / zihinsel engel (DD / ID), beyin anormallikleri, gelişme geriliği ve cilt anormallikleri bulunur.Hastalık Down sendromu, Prader-Willi sendromu ve konjenital nöromüsküler hastalıklar (spinal müsküler atrofi, konjenital myotonik distrofi tip 1 gibi) ile birlikte hipotonik-dismorfik yenidoğan ve süt çocuklarının ayırıcı tanısına girmektedir. CEDNIK sendromunun tipik radyografik bulguları, korpus kallozum ve PMG’nin disgenezidir.

CEDNIK sendromu, genel gelişimsel gecikme, hipotoni ve nöropatinin yanı sıra dermatolojik anormalliklere (iktiyoz ve keratoderma) yol açan ciddi nörolojik anormalliklerle karakterizedir. Tipik MRG bulguları, korpus kallozumun hipoplazisi / displazisi ve polimikrojidir (PMG). Doğuştan hipotoni, beslenme güçlüklerine, gelişememe ve uzuv spastisitesinin gelişmesine neden olur. CEDNIK sendromlu bireyler birkaç gelişimsel dönüm noktasıyla karşılaşırlar ve genellikle görme veya işitme kaybı yaşarlar. Çoğu hasta, tanınabilir bir gestalt olmaksızın dismorfik yüz özelliklerine sahiptir. Prognoz kötüdür; en yaşlı hasta yayın sırasında 13 yaşındaydı ve 5 ile 12 yaşları arasında 4 hasta pnömoniden öldü.

Serebral disgenez, nöropati, iktiyoz ve keratoderma (CEDNIK) sendromu ilk olarak 2005 yılında Sprecher ve arkadaşları tarafından tanımlanmıştır.Bu sinaptozomal ilişkili protein 29’daki (SNAP29) fonksiyon kaybı varyantlarının neden olduğu nadir bir otozomal resesif hastalıktır. SNAP29, ekzositoz, endositoz, otofaji ve siliyojenez dahil membran füzyon süreçlerinde rol oynar.

Zellweger Sendromu

Otozomal resesif (OR) kalıtılan Zellweger sendomu peroksizomal hastalıklar içinde en mortal seyirli olanıdır. Hastalar genellikle 1 yaşından önce kaybedilmektedir. PEX olarak adlandırılan genlerdeki mutasyon sonucu peroksizom biyogenezindeki yetmezlik meydana gelmektedir. D-bifonksiyonel protein eksikliği peroksizomlardaki tek enzim eksikliği nedeniyle ortaya çıkan, yağ asitlerinin beta oksidasyonunda bozukluk ve HSD17B4 mutasyonu ile karakterize diğer bir OR peroksizomal hastalıktır. İki hastalıkta da klinik ve labaratuvar bulgular aynı olup yalnızca mutasyon analizi ile tanı konulabilmektedir .Hastamızda dismorfik görünüme ilave olarak yenidoğan döneminden itibaren beslenme ve solunum güçlüğüne yol açan hipotoni ile epileptik nöbetler, ağır düzeyde serebral kortikal displazi, hepatomegali ve yenidoğan dönemindeki yatışı esnasında karaciğer enzimlerinde yükseklik mevcuttu.Serebral kortekste nöronal migrasyon ve miyelinizasyondaki eksiklik ve disfonksiyon sebebi ile pakigri, polimikrogri, lizensefali, lökoensefalopati, beyin atrofisi, germinolitik kist ve korpus kollosum agenezisi oluşabilmektedir.

Barkovich ve arkadaşları Zellweger sendromu tanısı alan 6 hastanın tamamının beyin MRG’ sinde polimikrogri şeklinde anormal girus paterni, gecikmiş ve azalmış myelinizasyon ile germinolitik kist saptamıştır.Weller ve arkadaşları 18 peroksizomal hastalık tanısı alan hastaya beyin MRG inceleme yapmışlar ve bu hastaların 16 tanesinde beyin atrofisi, 11 tanesinde polimikrogri, 6 tanesinde pakigri, 2 tanesinde germinolitik kist ve 2 tanesi serebellumda olmak üzere toplam 4 tanesinde lökoensefalopati saptamışlardır. Bu hastaların 7 tanesinde beyin MRG’ de ilk patalojik bulgular hayatın ilk 2 ayında saptanmış ve bu hastaların tamamında beyin atrofisi ve polimikrogri saptanırken, 5 tanesinde pakigri, 2 tanesinde ise germinolitik kist saptanmıştır. Bu 7 hastanın 6 tanesi yaşamın ilk 1 yılı içinde kaybedilmiştir.

Sonuç olarak, Zellweger sendromu ve DBP eksikliğini içeren peroksizomal hastalıklar yenidoğan ve süt çocukluğu döneminde bulgu veren çok nadir metabolik hastalıklar olup yaşam beklentisi kısıtlıdır. Özellikle anne-baba arasında akraba evliliği olan, ağır hipotoni, beslenme güçlüğü, çoklu organ tutulumu ve dismorfik yüz görünümüne sahip yenidoğan ve süt çocuklarının ayırıcı tanısında göz önünde tutulmalıdır.

Kaynakça : Osman, Y., Hasan, K., Melike, E., Hamdi, Y., Müge, S., Esra, Ş., (2015).Dicle Tıp Dergisi:Ağır serebral disgenezi ve hipotoni ile karakterize peroksizomal hastalık.42 (4): 535-537.
Kaynakça : Annelise, Y., Mah-Som, Cristina, S., Andrea, G., Raafat, J., Vinayak, V.,(2021).New Cohort of Patients With CEDNIK Syndrome Expands the Phenotypic and Genotypic Spectra. ng.neurology.org/content/7/1/e553

Gülay VURAL
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 1.sınıf öğrencisi. Sinirbilimin Nöropsikoloji ve Davranış Sinirbilimi alanıyla yakından ilgilenmektedir. Felsefe ve Psikoloji özel ilgi alanıdır. Yaşamı keşfetme ve anlama arzusuna sahip olmak hayat felsefesidir. İnsanları durağan ve değişmez değil sürekli hareket ve değişim halinde olmaya teşvik etmek istemektedir. Hedefi akademisyen olmaktır.