Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Psikiyatrik Hastalıklara Cerrahi Bir Yaklaşım: Lökotomi (Lobotomi)

Lökotomi (Lobotomi)

Ken Kesey’nin 1975 yılında sinemaya aktarılan “Guguk Kuşu” isimli romanında da anlatılan psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılan cerrahi bir yöntem olan Lökotomiyi yakından inceleyelim.
Lobotomi, beyin loblarından birinin operasyon ile alınmasını ifade eden bir terimdir. Lökotomi olarak da bilinen lobotomi, beynin prefrontal lobundaki bağlantıların kesilmesi yoluyla yapılan bir operasyondur diyebiliriz. Birçok nörolojik hastalıkta, şizofreni, manik depresyon ve bipolar bozukluk gibi hastalıkların tedavisinde uzun bir süredir kullanılmakta ancak bir çok tartışmayı da beraberinde getirmektedir.

Lökotominin Tarihçesi

Moniz, psikocerrahi terimini kullanan ilk kişidir ve 1940’ların sonuna doğru psikiyatrik hastalarda prefrontal lökotomi prosedürünün popülerleşmesinde öncülük etmiştir. Freeman ve Watts, standart lobotomi prosedüründe 5 cm uzunluğunda supraorbital olarak yerleştirilen ve koronal sütüre doğru ilerletilen cerrahi enstrümanları (lökotom) kullanarak lezyon oluşturmuşlardı. Moniz’e 1949 yılında bu alandaki çalışmalarından dolayı Nobel ödülü dahi verilmişti. 1951 ve 1972 yılları arasında yapılan çalışmalarda bu cerrahi işlemin uygulandığı hastalarda %30-70 arasında değişen iyileşme oranları yayımlandı. 1960’lı yılların başında Birleşik Krallık’ta yapılan bir yayında affektif bozukluk, şizofreni ve diğer psikiyatrik hastaların olduğu 10.000’den daha fazla hasta ile yapılan çalışmada, cerrahi sonrası ana semptomlarda düzelme sağlandı ancak birçok hastada epilepsi, kişilik değişikliği ve üriner inkontinans gibi yan etkiler görüldü. Üstelik yaklaşık %4 gibi çok yüksek bir mortalite oranı da vardı.
Avrupa’da popülerleştirmeye başladığında Walter Freeman “buz kıracağı lobotomisi” olarak tanınan tekniği geliştirdi. Buz kıracağına benzer bir aleti gözlerden sokup, “biraz karıştırıp” beyne ulaşıyordu. Lobotomileri sadece beş dakika içerisinde tamamlayabiliyordu. Ne yazık ki, Lobotomi operasyonuna giren hastaların büyük bir çoğunluğu ölüyordu ya da ilerleyen zamanda ortaya çıkan ciddi beyin hasarıyla karşılaşıyorlardı. Temel olarak lobotomi hastaları sakinleştiriyordu ve o dönem içerisinde psikiyatri hastanelerinde kalmalarına mani oluyordu. Bu yüzden birçok insan buna umutla yaklaştı.

Lökotominin Çeşitleri

Singulektomi-Singulotomi

La Beau 1949’da psikiyatrik bozukluklarda singulektomiyi tedavi olarak öne süren sürdü. La Beau, anksiyete ve ağrılı depresyon hastalarında terapötik etki gözlemlemedi, ancak obsesif nevrozu olan hastalarda iyi sonuçlar elde edildiğini gördü. Daha sonra bu prosedür insan kullanımına uygun hale getirildiğinde stereotaksi yöntemiyle uygulanmaya başlandı. Bu yöntemle opere edilen hastalarda terapötik etkilerin insidansı %44-92 oranında iyileşme gösteriyordu ve yan etkiler kişilik değişikliği, epilepsi, kilo alımı ve üriner inkontinans olarak rapor edildi.

Subkaudat Traktotomi ve Limbik Lökotomi

Knight tarafından tanımlanan Subkaudat traktotomi, kaudat nükleus başının anterolaterindeki alan olan substansia innominata’nın lezyonlarını ifade eder. Amaç frontal korteks ve amigdala’dan hipotalamusa giden substansia innominata fiberlerini engellemektir. Bu yöntemle tedavi edilen hastalarda iyileşme düzeyleri değişiklik göstermektedir. Halsizlik, kilo alımı ve epilepsi en sık görülen yan etkilerdir.1973’te Kelly (Psikiyatrist) ve Richardson (Beyin ve Sinir cerrahı) iki prosedürden oluşan stereotaktik limbik lökotomiyi tanımladılar: Anterior singulotomi ve subkaudat traktotomi.
Her iki alanı da kapsayan çalışmalar, prosedürler ayrı ayrı yapıldığında iyi sonuçlar verdiler. Depresyonlu çoğu hasta ana semptomlarda önemli iyileşme gösterdiler. Bu yöntem kullanılarak yapılan diğer çalışmalarda da benzer sonuçlar elde edildi. Uyuşukluk, kilo alımı, hafıza problemleri, epilepsi, üriner inkontinans ve kişilik değişiklikleri gibi yan etkiler görüldü.

Lökotomi Sonucu Hastalara Ne Oluyor?

Zamanının en ünlü aktörü olan Oscar ödüllü (1936) Warner Baxter da lobotomi kurbanı olmuştur. Operasyon, ilerleyen yaşlarda artritten muzdarip olan aktörün acısını dindirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ve ünlü aktörün acısı gerçekten dinmiştir. Çünkü Baxter, operasyon sonrası oluşan komplikasyonlar sebebiyle çok geçmeden yaşamını yitirmiştir. Eski ABD başkanı John F. Kennedy’nin kız kardeşi Rosemary Kennedy’ye de prefrontal lobotomi uygulanmıştır ve genç kadın hayatının geri kalanını bakıma muhtaç bir şekilde geçirmiştir. Bu operasyonun gerçekleşmesini Rosemary’nin babası istemiştir; çünkü babasına göre genç kadının aklî dengesi bozuktur ve ailenin geri kalanına utanç vermektedir.

Kaynakça:

Temel, Y., Kocabıçak, E., (2014).Depresyonda Cerrahi Tedavi. Türk Nöroşirürji Dergisi, Cilt: 24, Sayı: 2, 182-188.

Gülay VURAL
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 1.sınıf öğrencisi. Sinirbilimin Nöropsikoloji ve Davranış Sinirbilimi alanıyla yakından ilgilenmektedir. Felsefe ve Psikoloji özel ilgi alanıdır. Yaşamı keşfetme ve anlama arzusuna sahip olmak hayat felsefesidir. İnsanları durağan ve değişmez değil sürekli hareket ve değişim halinde olmaya teşvik etmek istemektedir. Hedefi akademisyen olmaktır.