Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Psikopatların Beyni

Psikopatlık; yalan, insanların sömürülmesi, pervasızlık, küstahlık, ahlaki düşüklük, düşük öz-denetim ve empati eksikliği biçiminde ifade edilen bir kişilik bozukluğudur. 1800’lerin başında akıl hastalarıyla birlikte çalışan doktorlar, normal görünen hastalarından bazılarının “ahlaki çürüme” ya da “ahlaki çılgınlık” olarak adlandırdıkları sorunlara sahip olduklarını fark etmeye başladılar. Psikopat terimi ilk olarak 1900’lü yıllarda bu insanlar için söylenmiştir.

Sinirbilimsel olarak kim olduğumuz beynimizin derinliklerinde saklıdır. Psikopatların beyninde normal kişilere göre farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıklardan en belirgin olanı empati eksikliğidir. Psikopatlar sıcak empatinin getirdiği samimiyet duygusundan mahrumdurlar. Ancak iş soğuk empatiye yani hissetmeye değil anlamaya, hisleri paylaşmak yerine simgesel mantık işlemleriyle düşünmeye gelince normal insanlardan üstündürler. Ki bu beceriler doğadaki usta avcıların sahip olduğu zihinsel becerilerdir.

Psikopatlar korkusuz, kendine güvenen, acımasız ve odaklanmış insanlardır. İnsani değer ve gerçeklere yabancıdırlar, bunları anlayamazlar. Keskin zekalarına rağmen insani duygulara karşı adeta renk körüdürler. James Blair’e göre sendromun ana nedeni sinirsel bozukluklardır. Özellikle beynin duygu kontrol mekanizmaları olan amigdala, hipokampüs, süperior temporal sulkus, fusiform korteks, anterior singulat ve orbitofrontal korteks gibi amigdalayla ilişkili diğer yapılarla ilgili bozukluklardır.

Günümüzde beyin görüntüleme araçlarının gelişimiyle birlikte psikopatların beyinlerindeki farklılıkların araştırılması da kolaylaşmıştır. Özellikle TMS uygulaması çok çeşitli ve yaygın olarak gerek teşhis gerek terapi amacıyla kullanılmakta hatta depresyon, inme, parkinson gibi birçok nörolojik ve psikiyatrik vakalarda da kullanılmaktadır. Bilişsel nörobilimci Ahmed Karim, beynin ahlaki kararları veren bölgesine –anterior prefrontal korteks– TSM tekniğini uyguladığında deneklerin yalan söyleme becerisinin arttığını gözlemlemiştir. Buna sebep olan TMS ile anterior prefrontal korteksin birbirine kenetlenmesi sonucu vicdani kararlar veren bölgenin devre dışı kalarak kişinin dikkatinin ahlaki ikilemlerden kurtulmasıdır.

British Columbia Üniversitesi profesörü Robert Hare’in bir araştır-masında hem psikopatların hem de normal insanların anlamsal karar testine verdikleri EEG yanıtları yer alıyordu. Hare, deneklere birtakım harf dizileri göstererek bunların anlamlı bir sözcük oluşturup oluşturmadığına mümkün olduğunca çabuk karar vermelerini ister. Normal katılımcılar k-a-n-s-e-r veya t-e-c-a-v-ü-z gibi duygusal çağrışımları olan sözcükleri a-ğ-a-ç veya t-a-b-a-k gibi duygu içermeyen sözcüklerden daha hızlı belirliyordu. Psikopatlarda ise durum böyle değildi. Onlar için duygunun verilen görevle bir ilgisi yoktu. Psikopatlar için dildeki sözcüklerin, sözlük anlamlarının ötesinde bir duygusal çağrışımları yoktur. Psikopatların aşırı tehlike karşısında bu kadar serinkanlı, sakin ve kontrollü kalabilip risk alabilmelerinin nedeni budur. Beyinleri normal insanlara göre daha kısık çalışmaktadır. EEG sonuçlarından yola çıkıldığında, normal insanlarda dalgın veya uykulu halde ortaya çıkan teta dalgalarının psikopatlarda normal ve uyanık oldukları hallerde bile ortaya çıktığı görülmüştür.

Sonuçta psikopatların beyni normal insanlarınkine göre birçok farklılık göstermektedir. Bu farklılıklar psikopat beynindeki frontal lobun farklı işleyişinden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte genel kanının aksine, psikopatların illa vahşi olmaları gerekmemektedir. Risk almaktaki korkusuzlukları ve odaklanma yetileri araştırma konusu olmaya devam etmektedir.

KAYNAKÇA:

Kevin Dutton (2013) Olağan Psikopatlar, 14. Baskı

Evrim Ağacı, Psikopatların Doğası, https://evrimagaci.org/psikopatlarin-dogasi-psikopatlarin-yasamlarinda-veya-zihinlerinde-neler-oluyor-8710

Doğrula.org, Psikopatlık Nedir? https://www.dogrula.org/psikopatlik-nedir/

Gizem Karbuz
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi 2. Sınıf İngilizce Psikoloji öğrencisi. Sinirbilim Topluluğunda yazar. Özellikle nöropsikoloji, klinik ve davranış nörobilimleri alanlarına ilgilidir. Sinirbilim alanında okumalar yapıp, bu konuda yazılar yazmaktadır.