Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Psikopatolojinin İlişkili Olduğu Değişkenler

Duygusal Güvenlik ve Aile

Bireyler, erken çocukluk dönemlerinde maruz kaldıkları yaşantılar aracılığıyla davranış örüntüleri geliştirirler. Günümüze kadar birçok araştırma sonucu, aile faktörünün çocuğun psikolojisi üzerinde büyük etkisi olduğunu gösterir. Duygusal güvenlik ve aile içindeki üyelerle iletişim tarzı ise psikopatolojinin gelişmesiyle ilgilidir. En önemli risk faktörü; ailedeki şiddet, çatışma, agresyon ve hakarettir. Çünkü böyle bir ailede büyüyen çocuğun duygusal güveni zedelenir, kendisine veya ailesine yönelik algısı değişir ve insanlara bakış açısı olumsuz etkilenir, psikolojik rahatsızlıklar başlar, davranış biçimini kötü etkiler… Aile içindeki düşmanca tutumlar çocuk üzerinde sosyal problemler, davranış problemler, duygusal semptomlar, akademik başarıda düşüş ve uyku problemi sorunlarına neden olur. Dolayısıyla bu sonuçlar psikopatolojiyi doğurur. (YAVUZ, 2019)

Utanç Eğilimi

Utanç tüm benliğin genel olarak olumsuz şekilde tetkik edilmesini içeren çok acı verici bir duygudur. Benlik bazı standartlara göre değerlendirilir ve yetersiz, başarısız, kötü ve değersiz olarak görülür. Utanç hislerine sıklıkla küçülme, küçüklük ve güçsüzlük duyguları ve gerçek veya hayal edilen seyircilerin önünde bu duruma maruz kalma hissi eşlik eder. Utanç duygusunda başkaları fark etmese bile sıklıkla bireyin kusurlu benliğinin diğerlerine nasıl göründüğü imgesi yer alır. Buna göre gözleyen benlik, odak noktası olan benliği değersiz görmektedir. Lewis’e göre utanç eğilimli bireyler birincil olarak özellikle depresyon gibi duygusal bozukluklara daha açık iken suçluluk eğilimli bireyler paranoya, obsesif-kompulsif sendromlar gibi düşünce ile ilgili bozukluklara daha açıktır. Ayrıca birçok araştırmada utanç eğilimlerinin psikolojik problemlerin çoğuyla ilişkili olduğu saptanmıştır. Depresyon, kaygı, saplantılı düşünce örüntüsü, paranoid düşünce, narsizm, öfke, düşmanlık, yeme bozukluğu semptomları, düşük benlik değeri ve sosyopatiyi kapsayan pek çok psikolojik semptom ile utanç eğilimi arasında tutarlı ilişkiler olduğu gösterilmiştir. Dolayısıyla psikopatolojiyle ilişkilidir. (Cirhinoğlu & Güvenç, 2011)

Suçluluk Eğilimi

Suçluluk duygusu kişinin benliğine zarar vermediğinden kişiyi, doğrudan kişinin davranışlarına yöneltir. Bu yüzden kişi davranışlarının yanlış olduğunu ve düzeltmesi gerektiğini düşünür. Dolayısıyla kişinin içinde oluşan pişmanlık, suçluluk, vicdani olarak kötü hissetme, içsel sıkıntı utanç duygusundaki gibi psikolojik rahatsızlıklara neden olmaz. Bu yüzden suçluluk duygusu ile psikopatoloji arasında ilişki bulunamamıştır. (Cirhinoğlu & Güvenç, 2011)

Din

Pargament’in yapmış olduğu çalışmalar sonucunda genel olarak olumlu dini başa çıkma tarzlarının sağlık üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu, olumsuz dini başa çıkma tarzlarının ise sağlığı olumsuz yönde etkilediği saptanmıştır. Dini başa çıkmanın her yaş grubuna fayda sağladığı tespit edilmiş. Dini başa çıkmanın ruh sağlığı ile yakından ilişkili olduğu söylenebilir.

Psikopatolojinin ortaya çıkması bireyin başarısını, aile hayatını, sosyal hayatını ve ruh sağlığını olumsuz etkiler. Bireyler yaşamış oldukları ruhsal bunalımlardan kaç yaşında olursa olsun başa çıkma metotları kullanırlar. Bunlardan biri de dindir. Literatürde olumlu dini başa çıkmanın daha fazla kullanılmasının psikolojik iyilik hali ile olumlu yönde ilişkili olduğu görülmektedir. Ancak olumsuz Tanrı algısı ve yaşanan talihsizlikleri Tanrı’nın bir cezası olarak görme gibi olumsuz dini başa çıkma tarzlarının ise psikolojik sağlık açısından işlevsel olmadığı tespit edilmiştir. (Murat & Kızılgeçit, 2017)

Prefrontal Korteks

Beyin görüntüleme çalışmaları da prefrontal bölge ile psikopatolojinin ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Ebeveyn-çocuk ilişkisinin araştırıldığı bir çalışmada, annelerinde depresyon belirtisi olmayan çocuklar ile karşılaştırıldığında, annesinde depresif belirtiler olan çocukların sol prefrontal bölgelerinde aktivasyonun daha az olduğu görülmüştür. Kaygı bozukluklarını ele alan bir çalışmada ise yoğun korku ve panik gibi duyguları içeren panik bozukluk, TSSB ve özgül fobi durumlarında prefrontal korteks aktivitesinin azaldığı saptanırken endişe ve ruminasyon içeren yaygın kaygı bozukluğu ve obsesif-kompulsif bozukluk gibi durumlarda prefrontal korteks aktivitesine aşırı artış olduğu bulunmuştur. Bir başka araştırmada ise medial prefrontal korteks bölgesi kaygı tepkileri ile ilişkilendirilmiş ve kaygının düzenlenmesinde medial prefrontal korteksin görev aldığı belirtilmiştir. Sonuç olarak yapılan bu araştırmalar, prefrontal işlevlerde meydana gelen bozulmaların psikopatoloji gelişimi ile ilişkili olabileceğini göstermektedir. (YAVUZ, 2019)

Prefrontal korteksin işlevlerine göz atalım.

  • İstem dışı davranışların; kalp atışı, solunum, boşaltım, hapşırma, tansiyon ve stres veya tehtid anında denge durumunun korunması otonom sinir sistemi tarafından gerçekleşir. Kronik stres prefrontal korteksin düzenli çalışma sistemini engeller.
  • Hissedildiğini hissetmek, anlaşıldığını hissetmek veya bir başkasının ne hissettiğini hissedebilmek olarak tanımlar. Bireyler yakın ilişki kurabilmek ve bir topluluğa bağlı olabilmek için yaşamları boyunca karşılarındaki insanlar ile bu tarz bir iletişim kurma ihtiyacı içindedirler. Beyin görüntüleme çalışmaları, ventromedial prefrontal korteks aktivasyonu az olan bireylerin sözel olmayan duygusal ipuçları doğru şekilde yorumlama konusunda sorun yaşadıkları ve sosyal iletişimde sıkıntılar olduğunu gösterir.
  • Kişinin karar vermesi gereken bir süreçte tepki vermenin bekletilip durup düşünebilme kapasitesiyle ilgili olan ‘tepki esnekliğini’ sağlar.
  • Birey geçmişiyle, şu anıyla ve geleceğiyle köprü kurabilme becerisini sağlar.
  • Sezgi: Bireyin deneyimlediği yineleyici olaylar sonucunda, prefrontal korteks, benzer olaylar arasında bağ kurarak ilerde deneyimlenecek benzer durumlarda sezginin kullanılmasını sağlamaktadır.
  • Bireylerin vicdani değerleri gözeterek davranması, zihin-beden kişilerarası ilişkiler arasında entegrasyonun olması, perspektif kazanmak, diğerlerinin ihtiyaçlarını anlayabilmek, diğer insanların gözüyle olaylara bakabilme yeteneği gibi işlevler vicdan gelişiminde yer alır.
  • Korku duygusu, orta prefrontal kortekste yer alan nöronların, yatıştırıcı ve rahatlatıcı bir nörotransmitter olan GABA’yı salgılamasını sağlamaktadır.
  • Duygusal empati ve bilişsel empati

Kaynakça

Cirhinoğlu, F. G., & Güvenç, G. (2011). Utanç Eğilimi, suçluluk Eğilimi ve Psikopatoloji. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 249-267.

Murat, A., & Kızılgeçit, M. (2017). Dini Başa Çıkma ve Psikopatoloji İlişkisi. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 111-151.

YAVUZ, E. C. (2019). Duygusal Güvenlik ve Aile İletişim Kalıpları ile Genel Psikopatoloji Düzeyi Arasındaki İlişki: Prefrontal. BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ , 1-97.