Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Renkleri Tatmak, Şarkıları Görmek: Sinestezi

    Sinestezi, Yunanca kökenli bir kelime olup “birleşik duyu” anlamına gelmektedir.

   Birleşik duyudan kastedilen şey duyuların beraber algılanmasıdır. Örneğin normalde gözümüzden gelen bilgiler beynimizin görme bölgesine gider ve biz görürüz. Aynı şekilde dilimizden gelen bilgiler de beynimizin tat bölgesine gider ve tadı algılarız. Sinestezideyse gözümüzden gelen bilgiler beynimizin görme bölgesine giderken aynı anda tat bölgesine de gidebiliyor. Bunun sonucundaysa bir sinestezik örneğin turuncu rengi gördüğünde ağzında acı bir tat oluşabiliyor. Yani aslında sinestezik bir birey duyuların beraber algılanması sonucunda renklerin tadını algılayabiliyor.
   Sinestezi kişiye özgü bir deneyim olduğu için bu turuncu renk başka bir sinestezik tarafından farklı bir biçimde de algılanabilir.
Sinestezi duyulara ve algılara dayandığından birçok çeşidi vardır. Bunlara örnek verecek olursak:

  • yazı-renk
  • ses-renk
  • renk-tat
  • ses-tat
  • gün-renk
  • şekil-ses
  • şekil-sayı
  • harf-renk
  •  ayna dokunuşu sinestezisi –>empati (görsel-dokunsal) 

Ayna dokunuşu sinestezisine örnek verecek olursak, örneğin bir sinesteziğin karşısındaki iki kişi var. Bu iki kişiden biri diğerinin omzuna dokunursa bunu gören sinestezik kendi omzuna dokunuluyormuş gibi hissedebilir.
Sinestezi en yaygın olarak iki duyu arasındaki bir bağlantı olarak görülürken, üç veya daha fazla duyunun dahil olduğu sinestezi biçimleri vardır.

Hastalık mı Hediye mi?

   Sinestezi özellikle sanatçılarda ve bilim insanları arasında oldukça fazla görülen bir durumdur. Bu yüzden sinestezik beyinlerin aslında sanata ve bilime yön verdiğini söyleyebiliriz.
Tarihten Bazı Ünlü Sinestezikler:

  • Johann Von Goethe
  • Nikola Tesla
  • Jimi Hendrix
  • Lady Gaga
  • Billie Eilish
  • Vincent Van Gogh

   Vincent Van Gogh kardeşine yazdığı bir mektupta bazı tabloları saf bir müzik olarak algıladığını söylemiştir. Piyano dersleri almaya başladığı zamanlarda da her notanın kendisinde belirli bir renk uyandırdığını fark ediyor. Bunun üzerine piyano öğretmeni onun delirdiğini düşünerek dersleri bırakmıştır.

   Vincent Van Gogh gibi ses-renk sinestezisine sahip bir ressam daha var: Melissa McCracken.

   Melissa McCracken, dinlediklerini görsel olarak canlandırabildiği bir çeşit sinesteziye sahip bir ressam. O da, bu sinestezisini bir şarkı dinlerken aklında canlananları resmetmekte kullanıyor. İşte Melissa Mccracken’ın bazı tabloları

Radiohead-Karma Police
John Lennon-Imagine
Jimi Hendrix-Little Wings

   Sinestezik beyinlerde algılar arasında oluşan bağlantılar sayesinde hafızanın da çok gelişmiş olduğunu görüyoruz. Örneğin Daniel Tammet günümüzde bilinen 50 otistik dahisinden biri ve aynı zamanda da bir sinestezik. Sıfırdan bir dil öğrenmesi 1 hafta sürüyor ve pi sayısının 22.514’üncü hanesine kadar gidebiliyor.

   Daniel Tammet söylediğine göre 1’den 12’ye kadar olan sayıları bu tablodaki gibi algılıyor. Ayrıca bu sayıların 1 sayısı beyaz bir ışık parlaması, 6 sayısı küçük ve çok üzgün bir karadelik gibi karakterleri olduğunu ve bu sayıların hepsinin zihninde bir rengi olduğunu söylüyor.
   İşte sinestezinin sanata, bilime ve kişiye olan olan tüm bu katkılarından dolayı sinestezi bir hediyedir diyebiliriz. Fakat sineztezinin tüm bu yaratıcı etkilerinin yanında yapılan araştırmalarla sinesteziklerde, duyuların birbirine karışmasından dolayı algısal yanılgı miktarının da ciddi derecede arttığı gözlemlenmektedir.

SİNESTEZİ HEPİMİZDE BULUNUR MU ?

  Aslında hepimiz hafif de olsa sinesteziye sahibiz. Şöyle ki yapılan bir testte kişilere yukarıdaki şekillerin hangisinin bouba hangisinin kiki olduğu sorulduğunda büyük çoğunluğun keskin hatları olanın(soldaki) kiki, diğerinin bouba olduğunu söylemiş. Aslında bu şekillerle kelimelerin hiçbir bağlantısı yokken bizim bağlantı kurmamızı sağlayan hafif de olsa sinestezimizdir.
    Günlük konuşma dilimizde kullandığımız ama asıl edebiyatta oldukça kullanılan mecazlar ve benzetmeler çeşitli algıların bir araya getirilmesiyle oluşur. Yani hayranlıkla dinlediğimiz şarkı sözlerinde veya çok sevdiğimiz bir kitapta bolca sinestezik beynin etkileri vardır. Örneğin Teoman’ın “Kırıklarını aldırdım kalbimin” ya da Oscar Wilde’ın “Sesin benim için bir şarap gibidir.” (ses-tat sinestezisi) dizeleri aslında sinestezik bir beynin eseridir.

Hepimizin Hafif de Olsa Sinesteziye Sahip Olmasının Sebebi Nedir ?

   Bebeklik döneminde söz konusu duyular olduğunda beynimizde birçok bölge birbiriyle iletişim halindedir. Yani bebekler sinestezi durumunu muhtemelen en üst seviyede yaşamaktadır. İlerleyen zamanla beraber bazı genler nedeniyle beynimizdeki bu bağlantılar azalmaktadır. Eğer bu gende herhangi bir sorun oluşursa bu bağlantıların azalması sekteye uğrar ve sinestezi dediğimiz durum ortaya çıkar.

   Nüfusun yaklaşık %4’ünde iki veya daha fazla duyguyu eşleştiren insanlar bulunmaktadır. İlginç bir şekilde birçok insan bu özelliğinin farkında değildir. Çünkü bu özelliği ile büyüdüğünden bunun bir farklılık olduğunu algılayamaz.

 Sonradan Edinilen Sinesteziler:

   Kafaya alınan darbelere, birtakım sinirsel kimyasalların kullanımının engellenmesine veya beyindeki orta temporal lobun hasarına bağlı olarak geçici sinestezik durumların ender de olsa oluşabildiği gözlemlenmiştir. Aynı zamanda LSD ya da sihirli mantar gibi beyinde hasara yol açan ya da bazı halüsinojenik ilaçların kullanımı da geçici sinesteziye sebep olabilmektedir.

   Genellikle bir hastalığa bağlı olarak sonradan oluşan sinesteziler de bulunmaktadır. Örneğin  epilepsi nöbetleri geçiren hastaların %4’ünde sinestezi durumu da görülür. Bu, sintestezinin ve epilepsinin tanımlarından ötürü oldukça anlaşılırdır: İki hastalıkta da beyin anormal elektrik sinyalleri üretmektedir. Örneğin epilepsi nöbetleri sırasında temporal lobdan olağandışı elektrik deşarjı oluşursa bireyde sinestezik algı oluşumları gözlenebilmektedir.

   Tüm bu durumlardan sonra sinestezin aslında bize göstermek istediği bir şey daha var: Öğrendiğimiz üzere DNA dizisindeki tek bir nükleotid değişikliğinin kişideki algıyı nasıl değiştirebildiğini gördük. Yani sinestezi, iki insanın aynı şeyi nasıl farklı görebildiğini bize açıklıyor. Ve sinestezi sayesinde aslında farklılıkların ve farklı bakış açılarının olmasının çok normal olduğunu ve herkesin bizim gibi olma zorunluluğu veya bizim gibi düşünme zorunluluğunun olmadığını, farklılıklara saygı gösterilmesi gerektiğini bir kez daha anlıyoruz.

Kaynakça:

Ortapia. (2017, 3 Ağustos). Sinestezi ve gökkuşağını koklamak  [Video dosyası]. https://www.youtube.com/watch?app=desktop&v=h7XfjFaKdE0

TED. (2011, 22 Haziran). Daniel Tammet: Different ways of knowing [Video dosyası]. https://www.youtube.com/watch?app=desktop&v=Pzd7ReqiQnE

Bakırcı, Ç. (2013, 2 Nisan). Gerçek “ kafa karışıklığı”: sinestezi ve evrim. [Blog yazısı]. Erişim adresi: https://evrimagaci.org/gercek-kafa-karisikligi-sinestezi-ve-evrim-361

Bilgin, T. (2013, 5 Şubat). Hepimiz sinesteziğiz. [Blog yazısı]. Erişim adresi: https://www.bilim.org/hepimiz-sinestetigiz/

Seçen, İ. (b.t.). Sinestezi nedir? [Blog yazısı].   Erişim adresi: https://www.iyikigormusum.com/sinestezi-nedir

Müziği resme dönüştüren sanatçı:  melissa mccracken. (b.t.).  Erişim adresi: https://www.radyoodtu.com.tr/zbam/topic/252

İpek Nalça
İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 2. sınıf öğrencisidir. IUPSAint öğrenci birliğinde proje koordinatörüdür. Sinirbilim ve psikoloji alanında araştırmalar, okumalar yapmaktan ve yazılar yazmaktan keyif alır. Eskrim sporuyla ilgilenir.