Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Rüya Sırasında Beynimizde Hangi Bölgeler Aktive Olur?

Rüya, REM uykusu sırasında, ancak diğer zamanlarda da gözlenen öykümsü imajlar, hisler, algılar dizisi, ya da uyku sırasındaki zihinsel etkinlikler, uykuda kurulan hayaller, bilinç dışının uyku sırasındaki sembolik dışavurumlarıdır. (İMAMOĞLU, 2010) Memelilerde uyku, belirli aralıklarla tekrar eden REM ve NREM uykusu olmak üzere iki evreden oluşmaktadır. Bu evreler EEG ile ölçülen beyin elektrik aktivitesi, göz hareketleri ve kas tonusundaki değişiklikler değerlendirilerek belirlenmiştir. Birçok türde NREM uykusu toplam uykunun 4/5’ini oluşturur. (ERTUĞRUL & REZAKİ, 2004) REM uykusu ise yalnızca 1/5’ini içerir. Fakat REM uykusundan kişi uyandıktan sonra genelde rüyasını hatırlar. Ve bireyin REM uykusundaki nesne veya olaylar, ‘‘gerçekte olduğu gibi’’ anılarını içerir. NREM uykusu ise genelde yavaş, statik ve düşünceli dalga uykusudur. (Erdinç, 2021)

REM uykusu aslında limbik ve paralimbik yapıların amigdala, ön singulat korteks ve insula gibi aktivasyonu ile ilişkilidir. (Erdinç, 2021)

Rüyalar son derece görseldir, tam renkli, şekil bakımından zengindir, hareketlerle doludur ve insanlar, yüzler, yerler, nesneler, hayvanlar gibi tipik uyanıklık kategorilerini içerir. Rüyalar ayrıca sesleri ve daha nadiren dokunsal algıları, kokuları ve tatları, ayrıca haz ve acıyı da içerir. Tipik rüyalardaki deneyimler net bir duyusal karaktere sahiptir. Ayrıca rüyalarda genellikle günlük hayattaki kaygıları ve sosyal etkileşimleri içeren rüyalar görürüz. (Nir & Tononi, 2010) Freud’un ifadesiyle “Rüyalar bilinçaltına giden ana yoldur.” Bilinçaltı bireyin gizemli, karmaşık tecrübelerinin yer aldığı ve çocukluktan kalma anıların gizlendiği merkezdir. (İMAMOĞLU, 2010)

Araştırmalarda deneklerin rüyaları bildirme olasılığının en yüksek olduğu REM uykusu sırasında yüksek sıralı oksipito-temporal görsel korteksin güçlü bir aktivasyonunu ortaya çıkmıştır. Bu da rüyalar sırasındaki canlı görsel imgelem ile tutarlıdır. (Nir & Tononi, 2010) Rüyalarda kendi kendini izlemenin azalması, posterior singulat korteks, inferior parietal korteks, orbitofrontal korteks ve dorsolateral prefrontal korteks gibi beyin bölgelerinin deaktivasyonu ile ilişkili olabilir. Gerçekten de prefrontal korteksin deaktivasyonunun uyanıklıktaki son derece ilgi çekici duyusal algı sırasında azalmış öz farkındalığa eşlik ettiği gösterilmiştir. (Nir & Tononi, 2010)

Freud’a göre, rüyaların içeriğini etkileyen önemli bir etmen de rüyanın görüldüğü geceden önceki gün boyunca yaşanan duygu ve düşüncelerin kalıntılarıdır. Bu kalıntılar bilinçdışında etkinliklerini sürdürdükleri için, fiziksel uyaranlarda olduğu gibi, rüya içeriğinin bir parçası durumuna gelirler. Freud’a göre rüyalar insanın uyanık hayatında arka plana itilmiş, sosyal ve etik değerlerle kontrol altında tutulmuş veya bastırılmış düşünce ve duygularının uykuda bilincin rahatlamasıyla görsel açıdan ön plana çıkmasıdır. (İMAMOĞLU, 2010)

Kaynakça

Erdinç, O. O. (2021). Rüyaların Nörobiyolojisi. oguzerdinc: https://www.oguzerdinc.com/ adresinden alındı

ERTUĞRUL, A., & REZAKİ, M. (2004). Uykunun Nörobiyolojisi ve Bellek Üzerine Etkileri. Türk Psikiyatri Dergisi, 300-308.

İMAMOĞLU, A. (2010). BAZI PSİKANALİSTLERE GÖRE RÜYANIN İNSAN HAYATINDAKİ ROLÜ. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 21-47.

Nir, Y., & Tononi, G. (2010, Ocak 14). Rüya görme ve beyin: fenomenolojiden nörofizyolojiye. Trends in Cognitive Sciences: https://www.cell.com/ adresinden alındı