Sinirbilim ile ilgili her şey burada→

Tarihteki İlk Beyin Cerrahisi Operasyonu: Trepanasyon

     Geçmişten günümüze kadar gelmiş en eski ameliyat türlerinden ve tarihteki ilk beyin cerrahisi operasyonu olan trepanasyon, beyine ve beynin en dış katmanı olan duramater zarına zarar vermeden, kafatasındaki kemiklerin bir kısmının oyulması, çıkarılması, delinmesi veya kazınması şeklinde yapılan operasyondur. Trepanasyon işleminin tarihi Neolitik döneme kadar uzanmakta olup; detayları hakkındaki ilk yazılı bilgilere Hipokrat (M.Ö. 460-377), Heredot (M.Ö. 484-424) ve sonrasında Galen (M.S. 129-200) gibi bilim insanları tarafından kaleme alınmış yazılardan ulaşılabilmektedir. Ayrıca dünyanın eski tıbbi dokümanı niteliğindeki Edwin Smith’in Cerrahi Papirüsünde de treapanasyon işleminden ve 48 farklı beyin- omurilik kafa travmasından bahsedilmektedir. Trepanasyon operasyonunun görüldüğü kafatası kalıntıları hemen hemen tüm çağlarda Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Güney Amerika, Pasifik adaları, Asya, Balkanlar ve Türkiye’de rastlanmıştır. Anadolu’ daki en eski trepanasyon örneği Neolitik dönemden (MÖ 9000-5500) kalma olup; Aşıklı Höyük’de bulunmuştur.

     Buna göre neredeyse tüm dünyada kullanılan bu cerrahi işlemin yapılmasının ana amaçlarından biri herhangi bir travma sonucu kafatasında meydana gelen kırık sonrası kemik parçalarının temizlenmesi idi. Ayrıca baş ağrısı, migren, vertigo, koma, kafa yaralanmaları, deliryum, şizofreni, epilepsi ve paronaya gibi akıl hastalıklarının tedavisi amaçlı da bu işlem uygulanmaktaydı. Kafatasında açılan delik sayesinde kişinin içindeki kötü ruhların çıkacağını düşünen insanlar, büyüsel tedavi için de bu işlemi yapmaktaydı. Yapılan arkeolojik kazılarda bu işlemin sadece canlı insanlar üzerinde değil ölü insanların kafatasları üzerinde yapıldığı bulunmuş olup; bunun da araştırmacıların tahminine göre acemi cerrahların tecrübe kazanması için uygulandığı tahmin edilmektedir.

     Trepanasyon ameliyatı için çeşitli yöntemler ve çeşitli araçlar kullanılmaktaydı. Bunlardan en çok kullanılan yöntem kazıma yöntemidir. Bu yöntemde keskin bir alet kullanılarak kafatası kemiğinin istenilen derinliğe erişilene kadar kazınmasını içermektedir. Bu yöntemle beynin en dış katmanında beyni korumak için konumlanmış olan durameterin zarar görmesi oldukça düşük bir ihtimal olduğu için cerrahlar tarafından daha fazla tercih edilmekteydi. İkinci bir yöntem olan delme-kesme yönteminde; kafatası kemiği üzerinde daire oluşturacak şekilde yan yana delikler açılıyor ve bu delikler arasında kalan kemik diskleri kırılarak ya da kesilerek çıkarılıyordu. Bu yöntem kazıma yöntemine göre daha az kullanılmıştır çünkü duramater veya beyin dokusuna zarar verme ihtimali çok daha büyüktür. Bu bulguya bu yöntemle yapılmış trepanasyon işlemlerinden sonra iyileşme oranlarının daha az olması sonucundan ulaşılmıştır. Bir diğer trepanasyon yöntemi keskin bir alet kullanılarak kafatası kemiğinde dairesel veya oval bir şekilde kemik diski çıkarılıncaya kadar tekrarlanan oluk açma yöntemidir. Yaygın olarak kullanılan bu yöntem günümüzde Kenya’da hala kullanılmaktadır. Son yöntem ise düz kesiklerle kafa delme yöntemidir. Bu yöntem kafatası üzerinde doğrudan kesikler yapılarak geometrik biçimli, genellikle dikdörtgen şeklinde, kemik parçalarının çıkarılması işlemi olup; sık kullanılan yöntemlerden biri değildir.

Trepanasyon Yöntemleri:

(1) Kazıma,

(2) Oluk Açma,

(3) Delme-Kesme ve

(4) Düz Kesiklerle Kafa Delme.

     Beyin hasarı, kanama ve enfeksiyon riskine rağmen tarih öncesinde şaşırtıcı şekilde yaygın olan bu yöntem M.Ö. 5000 yıllarında Avrupa’da kullanılmaya başlanmış olup, sonradan diğer bölgelere yayılmış ve M.Ö 500’lerden bu yana da diğer bölgelerde kullanıldığı tahmin edilmektedir. Geçmişte ne kadar çok kullanılsa da işlem sırası ve sonrasında oluşabilecek pek çok tehlikeden dolayı artık günümüzde yapılmamaktadır (bazı bölgeler hariç).

     Trepanasyonda enfeksiyon görülme olasılığı yapılan işlemden kaynaklı olabilmektedir. Fakat bu enfeksiyonların işlemden önce mi yoksa sonra mı oluştuğunu her zaman bilmek zordur. Ayrıca kafatasında saptanan her deliğe de trepanasyon demek yanlış olur. Parietal kemiklerdeki bilateral konjenital açıklıklar, inflamasyon ya da neoplazmalar gibi patolojik olguların kafa kemiklerinde açtığı delikler veya bir savaş/kavga sırasında alınan kılıç, balta darbeleri de kafatsındaki bazı kemiklerin kırılmasına neden olabilir.

Hazırlayan: Şerife Beyza Soysal

Kaynakça:

Güleç, E. ve Pelin, C. (2017). Kuruçay Höyüğü’nde gün ışığına çıkarılan bir trepanasyon olgusu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi38(1-2).

Missios, S. (2007). Hippocrates, Galen, and the uses of trepanation in the ancient classical world. Neurosurgical focus23(1), 1-9.

Verano, J. W. (2016). Differential diagnosis: trepanation. International Journal of Paleopathology14, 1-9.

Şerife Beyza Soysal
Hacettepe Üniversitesi psikoloji bölümü 3. sınıf öğrencisidir. İlgilendiği alt alanlar klinik nöropsikoloji, evrimsel ve adli psikoloji. İleride yurtdışında çalışmayı hedeflemektedir.